DÜNYA KÜÇÜK

Evreni bir bütün olarak görüp, zaman ve zamanın sonsuzluğu içerisindeki değersizliğimizi kavrayabildiğimiz zaman düş kırıklıklarımız azalacaktır. Kişisel istek ve beklentilerimizi her şeyin üstünde tutarak, gerçekleşmeleri için gece gündüz demeden çalışmak bizi yorar.

Bilim adamları yeryüzündeki tüm insanların kenarları yarım mil uzunluğundaki bir kısım içerisine sığdırabileceğini ve bu kutunun kolaylıkla ortadan kaldırılabileceğini ileri sürüyorlar. Bu, insanoğlunu generalleri, kralları, kraliçeleri ve imparatorları perspektifine yerleştiriyor olsa gerek.

Atom fizikçileri insanın çok daha eterik bir yapıda olduğunu düşünüyor. İnsanı, katı içerikten yoksun evrensel bir boşluğun içerisinde duran  bir boşluk olarak görüyorlar. Hesaplamalarına göre, elektronlar ile çekirdekler arasındaki boşluklar ortadan kaldırılabilse insanlar bir kum tanesi büyüklüğünde katı bir parçacığa dönüştürülebilecek. Fizikçiler, katı görünüşlü bedenlerimizin küçük parçacıklarla dahi boş kabuktan başka bir şey olmadığını ve evrendeki diğer yapılarla birlikte “evrenin biyodansı” denen hareketliliği oluşturduğunu belirtiyorlar.

Kendinizi Abartmayın..

Kimi zaman teknik dehamız göz kamaştırıcı atılımlar gerçekleştirse de, ortada övünülecek bir durum yok. Nükleer enerji üretmeyi öğrenmiş olabiliriz ama depremlerin, kasırgaların ve denizaltı sarsıntılarının yarattığı olağanüstü güçlerle karşılaştırılabilecek bir güç kaynağı bulabilmiş değiliz. Bir kasırga bir dakika içerisinde Amerikalılar’ın elli yılda harcadığı elektrikten daha fazla enerji yayıyor.

Değerimizi ve gücümüzü abartarak büyük beklentiler peşinde koşmak bizi düş kırıklıklarına götürür, ancak alçak gönüllülükle gerçekler ile beklentilerimiz arasında bir denge kurabilir, böylelikle de hoşnut bir yaşam sürebiliriz.Özgüven ve alçak gönüllülük terimlerini karıştırmamak gereklidir, özgüven kişilik yapısının sonradan kazanılmış ve yaşa sürecinde fevkalade etkili bir özelliktir.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın

avatar
wpDiscuz