Birkaç yıl önce, şaşılan bir gözüpeklik göstererek, küçük bir dergi yayınlama karara aldım. İlk yıl içerisinde birçok yanlışlık yapmıştım.

Yanlışlıklarımın en büyüğü her okuyucumun yıl sonunda aboneliklerini yenileyeceğini sanmaktı. Çok geçmeden gördüm ki dergi okuyucuları son derece kararsız kişilerdi. Time ya da Reader’s Digest gibi başarılı dergilerin sürekli olarak yeni aboneler kazanmaya çalışmasının nedeni de bu olsa gerek.

Artık biliyorum ki arkadaşlık bağı, yayıncı ile okuyucu arasındaki bağdan daha güçlü, ne var ki arkadaşlık bağının sürekliliği de kesin değil. Çocukluk arkadaşlarımız yaşamdan ayrılıyor, iş arkadaşlarımız emekli oluyor, komşularımız taşınıyor. Bu yüzden yaşlılığımızı yalnızlık içerisinde geçirmek istemiyorsak eski arkadaşlıklarımızı canlı tutmak ve yeni arkadaşlıklar kurmaya çalışmak zorundayız.

Çevrenizde Ağ sistemi kurun

Yaşam sigortası poliçelerini pazarlayanlar “ağ” denilen bir teknikten yararlanıyorlar. Bu teknik aracılığıyla kısa sürede geniş bir ilişkiler ağı örülebiliyor. Geniş bir arkadaş çevresi yaratılmak istendiğinde de böylesi bir teknik kullanılarak çeşitli psiko-sosyal kazançlar elde edilebilir: 1969 ile 1970 yılları boyunca İsveç ordusuna alınanlar üzerinde yapılan bir araştırmada, araştırmaya katılanlardan, içerisinde arkadaşlık bağlarına ilişkin soruların da yer aldığı ayrıntılı bir anketi doldurmaları istenir.

Aradan on üç yıl geçer ve araştırmacılar 50.000 kişiden oluşan 1969-1970 dönemi askerlerinin geçen süre içerisindeki yaşamlarını incelerler. Her 1.000 kişiden beşi çeşitli olaylar sonucunda umutsuzluğa düşüp kendi canına kıymıştır. Yapılan incelemeler, bu ölüm kararlarının rasgele alınmadığını göstermektedir. Üç ya da daha fazla sayıda sağlam arkadaşlık bağı bulunan kişiler arasındaki intihar oranı grup ortalamasının bir hayli altında, tek bir arkadaşı bulunan kişiler arasındaki intihar oram ise grup ortalamasının bir hayli üstündedir (yaklaşık iki katı). En yüksek ölüm oranı (grup ortalamasının dört katı) ise kız arkadaşı bulunmayan insanlarda ortaya çıkmıştır.

Arkadaşlık bağları için bahaneler işe yaramaz

Birçoğumuz, arkadaşlık bağlarımızı güçlendirecek zamanı bulamamaktan yakınırız. Peki ama fiziksel sağlığımızı korumaya yönelik çeşitli etkinliklere zaman ayırabildiğimize göre, zamanımızın bir bölümünü de ilişkilerimize ayırarak psikososyal sağlığımızı da güçlendiremez miyiz? Nasıl mı? Toplantılar, toplu akşam yemekleri, partiler, aile toplantıları, telefon görüşmeleri ve mektuplar aracılığıyla kişisel ilişkilerimizi canlı tutarak elbette. Burada unutulup gitmiş olan mektup yazma sanatına da kısaca değinmek yerinde olur.

En az bizimki kadar yoğun bir etkinlikler ortamı içerisinde yaşamış olmasına karşın tarihteki birçok ünlü isim, dostlarıyla yazışmalarını ara vermeden sürdürmüştür. Sözgelimi Charles Dickens bıkıp usanmadan çalışmış, yaşamının belli bir döneminde yılda bir roman yazmış, sık sık yolculuklara çıkmış, dersler vermiş, arkadaşları için amatör tiyatro oyunları yazmış, Household Words dergisini çıkarmış ve kötü yola düşmüş kadınlar için bir ev işletmiş olmasına karşın, gün başına ortalama yüz mektup yazmaktan da geri kalmamıştır. George Bernard Shaw’in da yaşamı süresince 250.000 mektup yazdığı söylenir.

İletişim sizi hayata ve insanlara bağlar

Mektuplarının çoğunu Churchill, Nehru, H. G. Wells, Paul Robe-son ve W. B. Y eats gibi dönemin önde gelen kişiliklerine, bir bölümünü de hayvan damgalamanın ahlaksal yönü üzerindeki görüşlerini öğrenmek isteyen kovboy ve doğum yaptığı hastaneden kendisine yanlış bebeğin verildiğini ileri süren anne gibi hiç mi hiç tanımadığı kimselere göndermiştir. Düşünün bir, her sabah posta kutusunda düzenli yayınlar, faturalar ve bağış istek formları yerine sevindirici havadislerle dolu mektuplar görsek, güne çok daha mutlu başlamaz mıyız ?

Victoria dönemi şairlerinden William Morris, “Dostluk, yaşamın kendisidir” der. Ne var ki arkadaşlıklar “başımıza gelmez”, kurulmalıdır. Kurulduktan sonra da güçlendirilmeli ve sağlığımız ve mutluluğumuz üzerindeki olumlu etkileri akıldan çıkarılmamalıdır.

Yüzyıllar öncesinden bir bilgin, “Dünyada arkadaşlıktan daha değerli bir şey yoktur. Kendilerine arkadaşlıkları yasaklayanlar, kendilerini yaşamın kaynağından yoksun bırakırlar, çünkü Tanrı’hin insanoğluna bağışladığı armağanların en değerlisi ve en sevindiricisi, arkadaşlık duygusudur” diyor.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın

avatar
wpDiscuz