BASİT YAŞA MUTLU OL !

Hoşnutsuzluğumuz büyük ölçüde gerçekleştiremediğimiz isteklerden kaynaklanıyor. Reklam endüstrisinin tek yumruk olmuş gücü, bizi elimizdekilerle yetinmemeye özendiriyor. Bir çocuk daha büyük bir bisiklet, bir anne yatak odasına da bir TV seti, bir baba da arabasını bir Jaguar ile değiştirmek istiyor. İsteklerimiz büyüdükçe hoşnutsuzluğumuz artıyor.

Bu gerçek Hinduizmde “İstememeyi öğrendiğinde acılarından arınacaksın” biçiminde dile getirilir. Aziz Thomas da, “İsteklerinizden vazgeçin ki huzuru bulabilesiniz” der.

Socrates de bu gerçeğin bilincine varmış ve tutumlu yaşam tarzını yalınayak dolaşarak simgelemiştir. Ne var ki pazar yerinin büyüsüne o da uzun süre dayanamamıştır. Satın almaya yanaşmadığı pazar ürünlerini saatlerce seyretmesine bir anlam veremeyen arkadaşına Socrates, “Onlarsız da yaşayabileceğim şeylerin, ne denli çok sayıda olduğunu görmek beni her zaman heyecanlandırır” der. Maddi ihtiyaçlarımızı azaltarak sıkıntılarımızı hafifletebileceğimizi akıldan çıkarmamak gerekir.

Batı, doyumu yüzyıllar boyunca dışarıda aramıştır. Denizciler Hint Adaları’nın zenginliklerini ortaya çıkarabilmek için uzun deniz yolculuklarına çıkmış, göçmenler Yukan altınlarına hücum etmiş; Londralılar bir servet yaratma hevesiyle Avustralya’ya akın etmiş, İskoçyalılar taşı toprağı altın diyerek Londra’nın yolunu tutmuş, hepsi de uzaklarda bir yerde gömülü bir avuç altına umut bağlamışlardır. Geleneksel Doğu felsefesi ise insanları çok daha bilgece davranışlara yönlendirmiştir. Mutluluğu ancak ve ancak kendi içinde bulabileceğine inanan Doğu insanı, daha iyi bir şey istediğinde huzurunun ve hoşnutluğunun bozulacağını aklından çıkarmamıştır.

UMUDUNU YİTİRME HAYATINI SEV !

Tanınmış piyanist Artur Rubinstein genç bir virtüöz iken umutsuz bir mutsuzluk içerisindedir. Öylesine çok şey ister ki, gerçekleştirdiklerinin yeterli olmadığına karar vererek kendisini öldürmeye kalkışır. Bir elbisenin kuşağının bir ucunu duvardaki bir kancaya diğer ucunu da boynuna sarar. Ne var ki kuşak yırtılır ve Rubinstein yere düşer. Kısa bir süre sonra da hoşnutluğun sırrını keşfeder.

“Güzel bir sabah yaşama dönmüştüm. Yepyeni bir dünyaya açmıştım gözlerimi; ölümden kurtulmak yeniden doğmak değil midir? Bir çiçeğin görüntüsü duygulandırdı beni, gölgesinin peşinden koşan bir köpeğin havlamaları gözlerimi yaşarttı. Daha ne bekliyordum mutlu olmak için?Mutluluk ellerimdeydi; alçakgönüllü bir gözlemde bulundum: Mutluluk ellerimdeydi ve ben onu görememiştim.”

Rubinstein gibi biz de isteklerimizi sınırlar, küçük şeylerle mutlu olabilirsek hoşnut bir yaşam sürebiliriz.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın

avatar
Sıralama:   En yeniler | Eskiler | En popüler
Azra
Ziyaretçi

Çok güzel ve doğru y?azmışsınız ağzınıza sağlık

wpDiscuz