Cinselliğin Çocukluktaki Gelişimi

Türkiye’de çocukluk ve gençlik yıllarında genellikle cinselliğin adeta bir “suç unsuru” olarak algılandığını görüyoruz. Yani çocuk için cinsellikle ilgili bir şey sormak adeta suç. Hele genç artık cinsel açıdan bakınca potansiyel bir suçlu.

Ülkemizde birçok kişide gördüğümüz gibi başarılı ve doyurucu bir cinsel yaşamın önüne dikilen engel, aşırı bir utangaçlıktır. Cinsel konularda rahat olmayan aşırı sıkılgan kişiler heyecanlarını çok fazla kontrol altında tuttuklarından dolayı gerçek doyuma da ulaşamazlar. Eşlerin büyük bir sıkıntıyla sabahı bekledikleri başarısız gerdek geceleri, cinselliğin baskı altında tutulduğu bütün toplumlarda çok sık rastlanan bir durumdur.

Cinsel Suçlulukla Orgazm Olamazlar

Çoğu zaman bu cinsel işlevsizliğin kökeninde bu suçluluk duygusu yatar. Kadın veya erkek, gerek hayali gerekse gerçek bütün cinsel eylemlerinde derin bir suçluluk kompleksinin etkisi altındadırlar ve bu yüzden, orgazma ulaşsalar bile gerçek bir ruhsal ve bedensel bir doyumdan uzak kalmaktadırlar.

  • Bunun nedenleri kişinin çocukluk deneylerinde aranmalıdır.
  • Bazı çocuklar, hiçbir bedensel temasın hoş görülmediği bir ortamda yetiştirilmiştir.
  • Anne-baba, kendi iç yasak ve koşullanmalarından ötürü, çocuklarını yeteri kadar sevip okşamaktan kaçınmışlardır; bu davranış şekli çocukta fiziksel temasa bir ürkeklik yaratmıştır.
  • Bu tür anne ve babalar, çoğu zaman, çocuğun cinsel organıyla oynamasına da izin vermemişler, onu mastürbasyon yaparken yakaladıklarında hakaret etmişler, cezalandırmışlardır.
  • Bunun, çocukta cinsellikle “günah” düşüncesinin birleşmesine yol açması kaçınılmazdır.

Suçluluk Duygusu Seks Hayatını Kısıtlar

Suçluluk duygusu, kişiyi, oral veya anal seks gibi cinselliğin sadece belirli biçim ve yönlerinden uzak tutabileceği gibi, genel bir soğukluk, isteksizlik veya iktidarsızlık da yaratabilir. Kimi zaman da, suçluluk ve kirlilik düşüncelerinin arasından geçerek cinsel hazza ulaşmayı başarabilmiş kişilerde biraz farklı bir saplantı belirir.

Yaşamlarında cinsellikle “kötülüğün” özdeşleştirilmesini yaşamış böyle kişiler, sadece “günahkâr bir atmosferde” seks yapmaktan hoşlanır olurlar. Ancak acılı, sancılı veya yasak bir ilişki kendilerine zevk verebilir. Bununla birlikte, kişinin eşiyle mutlu olmasının böyle bir ilişkiye bağlı olduğu ve iki taraf da onayladığı sürece sorun çıkmaz. Böyle bir ilişkiyi bir cinsel sapma saymak yanlış olur.

Cinsel Eğitim Anne Babadan Başlar

Türkiye’de konuştuğum cinsel sorunu olan kimselerin pek çoğunun cinselliği büyük suçluluk duyguları içinde yaşamaya çalıştıklarını gördüm. Burada cinsel eğitimin önemi bir kere daha karşımıza çıkıyor. Tecrübelerime göre çocuklar kadar Türkiye’de esasen önce anne-baba, öğretmen ve tüm çevrenin cinsel eğitime ihtiyacı var. Yoksa okulda evrensel düzeyde cinsel eğitim verseniz de yetişkinler eğitimsizse, çocuk ve gençlere cinsellik açısından dünyayı zindan edeceklerdir.

 
PAYLAŞ

avatar
wpDiscuz