Deri Kanseri (cilt Kanseri)

Tarih 2008-11-05 13:04:11 / Okuma 130

Bütün kanser türleri içinde deri kanseri en sık görülenidir. Deri kanserinden korunmak için yapılması gereken güneşten korunmaktır. Güneşe aşırı maruz kalma (bronzlaşma dahil olmak üzere özellikle su toplaması ile seyreden ikinci derece güneş yanıkğı) deri kanserinin temel sebebidir. Daha az önemli faktörler tekrarlayan tıbbi ve endüstriyel X ışınlarına maruz kalma, yanık veya yara izi bırakarak iyileşen cilt hastalıkları, kömür katranı veya arsenik içeren maddelere mesleki olarak maruz kalma ve ailede cilt kanseri bulunmasıdır. Açık tene sahip olup güneş yanığı ihtimali fazla olan kişiler, daha yüksek riske sahiptir. Güneş ışınları deri kanserine sebep olan en önemli neden olduğundan en önemli koruyucu önlem güneşten kaçınmaktır.

  • Güneşin dünyaya en dik ulaştığı saatler olan saat 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten korunun. Güneşin yeryüzüne dik ulaştığı saatlerde gölgeniz kendi boyunuzdan daha kısadır.
  • Açık renkli sıkı dokumalı koruyucu giysi ve geniş şapka kullanın.
  • Koruma faktörü en az 15 olan güneşten koruyucu kremler kullanın.

20 dakika güneşte kaldığında güneş yanığı geçiren bir kişi, 15 faktörlü bir güneşten koruyucu kullandığında 15 kat daha fazla süre (300 dakika) yanmadan güneşte kalabilir. Bununla beraber güneşten koruyucu kremler kullanarak da güneşte fazla kalınmamalıdır. Çünkü UVA gibi güneş ışınları ki bunlar derideki bağışıklık sistemi ve deri yaşlanmasında sorumludur, güneş koruyucular olsa da deriye ulaşabilir.

Güneşten koruyucu kullanımına çocukluk döneminde başlayın, çünkü yaşam boyu güneşe maruz kalmanın % 80'i 18 yaş altında olmaktadır. 6 ayın altındaki bebekler uzun süre güneşe maruz kalmamalı, eğer kalacaksa güneşten koruyucular kullanılmalıdır.

Erken tanı kesin tedavinin en önemli ilk adımıdır.

Derinizi belli aralıklarla muayene edin. Eğer benlerinizde büyüme değişiklik olursa, derinizde renk değişikliği ve iyileşmeyen yaralar varsa bir an önce Dermatoloji Uzmanına muayene olunuz.

Kanser öncesi deri bulguları

Aktinik keratozlar özellikle güneş ışınlarına aşırı maruz kalmış açık tenli kişilerin yüz, el sırtı ve kollarında rastlanılan küçük üzerleri pullu lekelerdir. Tedavi edilmezlerde deri kanserine dönebilir. Eğer erken evrede yakalanırsa buz tedavisi ile çıkartılabilir, kemoterapi ilaçları içeren krem veya losyonlar kullanılabilir, kimyasal peeling işlemi, dermabrasyon,laser tedavisi veya klasik cerrahi ile tedavi edilebilir. Güneşten koruyucular aktinik keratoz gelişimini engellerler.

Deri kanseri Tipleri:

Üç tip deri kanseri bulunmaktadır.

Bazal hücreli karsinoma-Bu kanser tipi genellikle deride küçük etli kabarıklık şeklinde sıklıkla yüz, boyun ve el sırtlarında ortaya çıkar. Ara sıra gövdede kırmızı yama tarzı alanlar şeklinde görülebilir. Daha sıklıkla açık tenli kişilerde görülür. Bu kansere yakalanan kişiler açık tenli ve renkli gözlüdür ve güneş yanığına eğilimlidir. Bu tümörler hızlı yayılmazl. 1-2 cm boyutuna ulaşmaları için aylar yıllar gerekir. Tedavi edilmezse; kanserli alan kanamaya başlar, üzeri kabuklanır. Zaman zaman iyileşip, zaman zaman tekrarlama özelliği gösterir. Bu kanser tipi nadiren metastaz (diğer organlara sıçrama) yapmasına rağmen, derinin altındaki kemiğe yayılabilir ve kanserli dokunun yakınındaki dokuları harap edebilir.

Squamöz Hücreli karsinoma - Bu deri kanseri deri de kabarıklıklar veya kırmızı kabuklu yaralar şeklinde ortaya çıkabilir. Squamöz hücreli Karsinoma açık tenli kişilerde en sık görülen ikinci kanser türüdür.Tipik olarak kulak, yüz, dudak ve ağızda görülür. Nadiren esmer kişilerde de görülebilir. Büyük kitleler oluşturabilir. Bazal hücreli karsinomanın tersine diğer organlara yayılabilir. Erken yakalandığında tedavi oranı yüksektir. Bazal hücreli karsinoma ve Squamöz hücreli karsinomada tedavi başarısı % 95 dir.

Melanom - Bütün deri kanserleri içinde en öldürücü olanıdır. Bazal hücreli ve squamöz hücreli karsinoma da olduğu gibi melanomda da erken tanı tedavi şansını arttırır.

Melanom melanin denen pigmenti (deriye rengini veren madde) üreten melanosit dediğimiz hücrelerde başlar. Melanin derimizin rengini verir ve güneşten kısmi olarak korur. Melanom hücreleri melanin üretmeye devam eder ve bu nedenle kanser alanı kahverengi veya siyahtır.Fakat melanom beyaz ve kırmızı da olabilir.

Melanom yayılma özelliği gösterdiğinden muhakkak tedavi edilmelidir. Melanom dikkat çekmeden hızla büyüyebilir. Genellikle bir ben olarak veya kahve renkli bir benin üzerinde veya yakınında ortaya çıkar. Vücudunuzdaki benlerin yerleşimi ve şeklinden haberdar olmalısınız ki, bunlar üzerinde olan değişiklikleri ve yeni ben çıkışını fark edebilesiniz. Yapabileceğiniz en önemli adım benlerinizde herhangi bir değişiklik saptadığınızda hemen bir Dermatoloji uzmanına muayene olmanızdır. Bu sayede derinizdeki melanom tedavi edilebilir aşamada iken yakalanmış olur. Aşırı güneşe maruz kalmaktan, özellikle güneş yanıklarından kaçınma açık tenli kişilerde melanomdan korunmanın en iyi yoludur. Melanomun kalıtsal özelliği de vardır. Ailesinde melanom olan kişilerin riski daha fazladır. Sıra dışı beni olanlar, çok sayıda beni olanlar melanom açısından yüksek riske sahiptir.

Koyu renkli tene sahip olmak melanoma olma riskini ortadan kaldırmaz. Esmer kişilerde de özellikle avuç içi, ayak tabanı, tırnak yatağı ve ağızda melanoma gelişebilir.

Melanom şüphesi oluşturabilecek bulgular: kabuklanma, kanama, sızıntı, üzerinde kabarma, etrafındaki deriye doğru çıkıntı gösterme, kaşıntı, hassasiyet ve ağrı hissedilmesidir.

Cilt kanserlerine nasıl tanı konulur?

Deri biyopsisi kanserin tanısını koydurur. Erken tanı ve cerrahi tedavi şansını arttırır.
Dermatoloji uzmanları kanseri erken yakalayabilmek için kişisel cilt muayenesinin önemine dikkat çekmektedir.
Derinizdeki çiller, benler ve koyu renkli alanları büyüklük, şekil ve renk değişikliği açısından gözlemleyin. Herhangi bir değişiklik saptadığınızda Dermatoloji Uzmanına başvurunuz.  

Melanoma ait Bulgular

Asimetri - Benin bir tarafının diğer tarafından farklı olması. Benin ortasından hayali bir çizgi çiziniz. Benin her iki yanı aynı büyüklük ve aynı şekilde mi? Melanomda genellikle asimetri vardır.

Sınır Düzensizliği - Melanomun sınırı veya kenarı genellikle pürüzlü, çentikli veya bulanıktır.

Renk - İyi huylu benler herhangi bir renkte olabilir, fakat genellikle tek renklidir. Melanom ise sıklıkla birden fazla rengi içinde barındırır.

Büyüklük - İyi huylu benler küçük kalırken melanom büyümeye devam eder. Genellikle 6 milimetreden büyüktür çaptadır.

Kendinizin yapacağı periyodik muayene melanom ve diğer deri kanserlerinden korunmak için en güçlü silahtır. Melanom ancak erken yakalandığında tedavi edilebilir. Aşağıda belirtilen sırayı takip ederek hiç bir yeri atlamadan tüm deri muayenenizi kendiniz yapabilirsiniz. Kendi deri muayenenizi yapmak için bir boy bir de el aynasına ve ışıklı bir odaya ihtiyacınız vardır.

  • Gövdenizin ön ve arka yüzünü ve de kollar kaldırılarak gövdenin sağ ve sol yanını ayna karşısında muayene edin.
  • Kolunuzu dirseğinizden kıvırarak avuçlarınıza, kol iç yüzüne ve üst kola dikkatlice bakınız.
  • Sonra bacaklarınızın arkasına, ayaklara, ayak parmak aralarına ve ayak tabanına bakınız.
  • Boynun arkasını, saçlarınızı kaldırarak el aynası ile kafa derinizi muayene edin.

 

DERİ KANSERİNDEN KORUNMA

  • Bütün dünyada deri kanseri en sık görülen kanser tipi olup, kanser nedeniyle meydana gelen ölümlerin % 2’sini oluşturur. Başlıca üç tip deri kanseri bulunur. Bunlar : Skuamöz hücreli karsinom (Melanoma olmayan deri kanseri de denir), bazal hücreli karsinom ve melanomadır.
  • Bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom deri kanserinin en sık görülen iki tipidir. Genellikle iyi seyreden, kanserler içinde en yüz güldürücü sonuçların alındığı kanser tipleridir.
  • Melanoma ise daha saldırgan seyirli bir deri kanseri olup, diğerlerine göre daha kötü huyludur.
  • Ultraviyole (UV) ışını, radyasyona maruziyet yada derinin UV ışınına duyarlı olmasının deri kanseri için risk faktörü olduğu bilinmektedir. Bununla beraber maruziyetin tipi (yüksek şiddette, bazen ya da sürekli) ve şekli (devamlı ya da aralıklı) deri kanserinin tipleri için değişik olabilir.
  • Deri kanserine yatkınlığı olan (kanser öcüsü lezyonların olması, hassas deri tipi) kişilerde, derinin güneşe maruziyetinin azaltılması deri kanserinden korunmada esas temeli oluşturmaktadır.
  • UV ya da radyasyon maruziyeti ile deri kanserinin önlenmesi konuları gözlem ve çalışmalara dayanmaktadır. Bu çalışmalara göre melanoma olmayan deri kanserlerinde güneşe maruziyetin bir risk faktörü olduğu ortaya konmuştur. Güneş ışınları ile derisi bronzlaşmayan ancak kolayca yanan kişilerin kanser riski yüksektir.
  • Ancak koruyucu krem veya giysiler kullanılarak UV radyasyon maruziyetini veya maruziyet süresini azaltmanın melanoma olmayan deri kanserlerinde kanser oluşum sıklığını azaltıp azaltmadığı kesin olarak bilinmemektedir.
  • Düzenli olarak güneş önleyici kremlerin kullanılmasıyla solar keratoz adı verilen ve skuamöz hücreli karsinomun öncülü olan lezyonların azaldığı ve varolan lezyonların gerilediği gösterilmiştir.
  • UV radyasyon maruziyeti ile melanomanın ilişkisi net olarak bilinmemektedir. Zaman içinde yavaş yavaş güneş maruziyetine kıyasla aralıklı olarak ani güneş maruziyetinin çok daha fazla hasar verici olduğu düşünülmektedir. Özellikle çocukluk yada gençlikteki güneş ışığına ani maruziyetler çok daha tehlikelidir. Güneş yanıklarına yönelik koruma amaçlı ürünlerin UV radyasyon nedeniyle meydana gelen melanomayı önlemediği saptanmıştır. Yanmaya meyilli deriye sahip olma, fazla sayıda iyi huylu melanostik yada atipik benin olması gibi değiştirilemeyen faktörler de melanoma gelişimi için risk faktörü oluşturmaktadır.
  • UV radyasyon maruziyetinin azaltılmasında ki en iyi silah; güneşten korunma konusunda eğitim yapılmasıdır. Bu yolla kişiler bilinçlendirilmekte ve deri kanserlerinin gelişim riski azaltılabilmektedir.
  • Melanoma ile ilişkili olarak kişinin kendi kendini muayenesinin, özellikle riskli kişilerde yararlı olduğunu öne sürmüşlerdir.
  • Izotretinoin, beta-karoten gibi kimyasal olarak önleyici ajanların etkinliği, melanoma olmayan deri kanseri riski yüksek olan kişilerde değerlendirilmiştir. Kseroderma pigmentozumlu hastalarda yüksek doz izotretinoin’in yeni kanserleri önlediği gösterilmiştir. Ancak; önceden bazal hücreli karsinom nedeniyle tedavi almış olan kişilerde uzun dönem izotretinoin tedavisinin yeni bazal hücreli karsinomu önlemediği fakat ızotretinoin’in yan etkilerinin ortaya çıktığı gösterilmiştir. Daha önceden melanoma olmayan deri kanseri nedeniyle tedavi edilmiş hastalarda uzun dönem beta-karoten kullanılmasının yeni deri kanseri gelişimini önlemede yararı olmadığı saptanmıştır.
  • Günümüzde antikanserojen olarak popüler bir mineral olan selenyumun da uzun süreli kullanılmasının basal hücreli yada squamöz hücreli karsinomu önlemede ciddi bir etkisi olduğu gösterilememiştir.

Deri Kanseri Hakkında bir başka makalemiz ;

 

DERİ KANSERİNDEN KORUNMA

  • Bütün dünyada deri kanseri en sık görülen kanser tipi olup, kanser nedeniyle meydana gelen ölümlerin % 2’sini oluşturur. Başlıca üç tip deri kanseri bulunur. Bunlar : Skuamöz hücreli karsinom (Melanoma olmayan deri kanseri de denir), bazal hücreli karsinom ve melanomadır.
  • Bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom deri kanserinin en sık görülen iki tipidir. Genellikle iyi seyreden, kanserler içinde en yüz güldürücü sonuçların alındığı kanser tipleridir.
  • Melanoma ise daha saldırgan seyirli bir deri kanseri olup, diğerlerine göre daha kötü huyludur.
  • Ultraviyole (UV) ışını, radyasyona maruziyet yada derinin UV ışınına duyarlı olmasının deri kanseri için risk faktörü olduğu bilinmektedir. Bununla beraber maruziyetin tipi (yüksek şiddette, bazen ya da sürekli) ve şekli (devamlı ya da aralıklı) deri kanserinin tipleri için değişik olabilir.
  • Deri kanserine yatkınlığı olan (kanser öcüsü lezyonların olması, hassas deri tipi) kişilerde, derinin güneşe maruziyetinin azaltılması deri kanserinden korunmada esas temeli oluşturmaktadır.
  • UV ya da radyasyon maruziyeti ile deri kanserinin önlenmesi konuları gözlem ve çalışmalara dayanmaktadır. Bu çalışmalara göre melanoma olmayan deri kanserlerinde güneşe maruziyetin bir risk faktörü olduğu ortaya konmuştur. Güneş ışınları ile derisi bronzlaşmayan ancak kolayca yanan kişilerin kanser riski yüksektir.
  • Ancak koruyucu krem veya giysiler kullanılarak UV radyasyon maruziyetini veya maruziyet süresini azaltmanın melanoma olmayan deri kanserlerinde kanser oluşum sıklığını azaltıp azaltmadığı kesin olarak bilinmemektedir.
  • Düzenli olarak güneş önleyici kremlerin kullanılmasıyla solar keratoz adı verilen ve skuamöz hücreli karsinomun öncülü olan lezyonların azaldığı ve varolan lezyonların gerilediği gösterilmiştir.
  • UV radyasyon maruziyeti ile melanomanın ilişkisi net olarak bilinmemektedir. Zaman içinde yavaş yavaş güneş maruziyetine kıyasla aralıklı olarak ani güneş maruziyetinin çok daha fazla hasar verici olduğu düşünülmektedir. Özellikle çocukluk yada gençlikteki güneş ışığına ani maruziyetler çok daha tehlikelidir. Güneş yanıklarına yönelik koruma amaçlı ürünlerin UV radyasyon nedeniyle meydana gelen melanomayı önlemediği saptanmıştır. Yanmaya meyilli deriye sahip olma, fazla sayıda iyi huylu melanostik yada atipik benin olması gibi değiştirilemeyen faktörler de melanoma gelişimi için risk faktörü oluşturmaktadır.
  • UV radyasyon maruziyetinin azaltılmasında ki en iyi silah; güneşten korunma konusunda eğitim yapılmasıdır. Bu yolla kişiler bilinçlendirilmekte ve deri kanserlerinin gelişim riski azaltılabilmektedir.
  • Melanoma ile ilişkili olarak kişinin kendi kendini muayenesinin, özellikle riskli kişilerde yararlı olduğunu öne sürmüşlerdir.
  • Izotretinoin, beta-karoten gibi kimyasal olarak önleyici ajanların etkinliği, melanoma olmayan deri kanseri riski yüksek olan kişilerde değerlendirilmiştir. Kseroderma pigmentozumlu hastalarda yüksek doz izotretinoin’in yeni kanserleri önlediği gösterilmiştir. Ancak; önceden bazal hücreli karsinom nedeniyle tedavi almış olan kişilerde uzun dönem izotretinoin tedavisinin yeni bazal hücreli karsinomu önlemediği fakat ızotretinoin’in yan etkilerinin ortaya çıktığı gösterilmiştir. Daha önceden melanoma olmayan deri kanseri nedeniyle tedavi edilmiş hastalarda uzun dönem beta-karoten kullanılmasının yeni deri kanseri gelişimini önlemede yararı olmadığı saptanmıştır.
  • Günümüzde antikanserojen olarak popüler bir mineral olan selenyumun da uzun süreli kullanılmasının basal hücreli yada squamöz hücreli karsinomu önlemede ciddi bir etkisi olduğu gösterilememiştir.

MELANOMA OLMAYAN DERİ KANSERLERİNİN TANISI VE BELİRTİLERİ

Melanoma olmayan deri kanserleri erken tanınabilir mi ?

  • Melanoma olmayan deri kanserleri erken tanınabilirler. Deri kanserlerinin erken tanısında herkesin önemli bir rolü olabilir. Amerikan Kanser Cemiyeti, kanser için yapılan kontrolleri 20-40 yaşları arasında 3 yılda bir, 40 yaş ve sonrasında her yıl olarak önermektedir.
  • Aynı zamanda kendi cildinizi ayda bir kez muayene etmeniz de önemlidir. Vücudunuzdaki ben, çil ve diğer lekelerin şekil, yapı ve renklerini bilmek, bu yapılarda oluşması olası değişiklikleri fark etmek açısından önemlidir. Kendi kendine muayene en iyi bir boy aynası ile yapılır. Görülmesi zor olan bölgeler için küçük bir el aynası kullanılabilir. Bu muayenede sırtın alt bölümü yada uylukların arkası gibi zor görülen yerlerin görülmesinde bir başkası size yardımcı olabilir. Avuç içleri, ayak tabanları, sırtın altı, bacakların arkası dahil bütün bölgeler muayene edilmelidir. Değişiklik olduğunu düşündüğünüz bir bölgeyi doktorunuza göstermek faydalı olabilir. Arkadaşlar veya aile üyeleride birbirlerinde gördükleri değişiklikleri birbirlerine söyleyebilirler.
  • Melanoma olmayan deri kanserlerinin çeşitli belirtileri mevcuttur. Deride yeni meydana gelen ve büyüyen bir oluşum, leke, noktacık yada çıkıntı veya 3 ay içinde düzelmeyen yanma hissi bu belirtilerden bazılarıdır.
  • Bazal hücreli kanserler genellikle düz, sert ve soluk alanlar veya küçük, kabarık, pembe/kırmızı, şeffaf, parlak alanlar şeklinde küçük zedelenmeler sonrası kanayabilen oluşumlardır. Bu oluşumların üzerinde gözle görülür düzensiz bir damar olabileceği gibi bunların merkezlerinde çökük bir alan olup bu alan mavi, kahverengi yada siyah bölgeler içerebilir. Geniş bazal hücreli kanserler kaşıntılı olabilir ya da soyulmuş bölgeler içerebilir.
  • Skuamöz hücreli kanserler büyüyen şişlikler şeklinde genellikle kaba yüzeyi olan yada yavaş büyüyen ve düz kırmızımtrak yamalar içeren oluşumlardır. Sıklıkla ileri yaşta, güneşe maruz kalan bölgelerde iyileşmeyen yaralar şeklinde görülür.
  • Her iki tip melanoma olmayan deri kanseri de normal deriden çok hafif değişiklikler içeren düzgün alanlar olarak başlayabilir.

Deride değişikliğe neden olabilen diğer kanserler nelerdir?

  • Kanserlerin önemli bir kısmında hastalığın belirli aşamalarında derinin tutulumuna bağlı ciltaltında şişlikler oluşabilir ve buna cilt metastazı ismi verilir.
  • Kaposi sarkomları genellikle küçük zedelenme tarzı oluşumlar şeklinde başlayıp sonradan tümör dokusuna dönüşürler.
  • Deriden başlayan bir lenf kanseri türü olan “mycosis fungoides” bir döküntü tarzında kasıklarda ya da alt karın bölgesinde başlar. Deri allerjilerine yada diğer tip deri irritasyonlarına benzer.
  • Yumurtalık tümörleri de bazen deri altında şişlikler şeklinde ortaya çıkabilir.
  • Derinin sarkom adı verilen bir çeşit tümörü deri altında yaygın kitleler şeklinde oluşur.
  • Merkel hücreli tümörler kırmızı-mor nodüller ya da yaralar tarzında görülebilir, yüzde ya da daha az sıklıkla kol ve bacaklarda oluşurlar.

Melanoma olmayan deri kanseri tanısı nasıl konur ?

  • Deri kanseri olduğunuz konusunda bir şüpheniz varsa hekiminiz birkaç test yaparak bu hastalığın var olup olmadığını ortaya koyacaktır.
  • Hikaye ve Fizik Muayene : Genellikle ilk adımda, belirtiler ve risk faktörleri ile ilgili bazı sorular sorarak hastanın tıbbi hikayesi oluşturulur. Doktorunuz büyük olasılıkla yaşınızı, derideki bu problemin ilk defa ne zaman ortaya çıktığını ve boyut yada görüntüsünde bir değişiklik olup olmadığını sorgulayacaktır. Aynı zamanda geçmişte deri kanseri riskini arttıran herhangi bir madde ile karşılaşılıp karşılaşılmadığı ve aileden herhangi bir kişinin deri kanseri olup olmadığı da sorulacaktır.
  • Doktorunuz; derideki lekenin boyut, şekil, renk ve dokusunu inceleyerek burada kanama, pullanma, sınır düzensizliği olup olmadığını değerlendirilecektir. Vücudun diğer bölgeleri deri kanseri ile ilişkili olabilecek noktalar ve benler açısından değerlendirilir. Cilt lezyonlarına yakın bölgedeki; vücudun iltihabi olaylarında savunma rolünü üstlenen ve bağışıklık sistemine ait hücre topluluklarından oluşan lenf düğümü adı verilen yapılar incelenir. Deri kanserleri lenf düğümlerine yayılabilirler. Böyle bir yayılım olduğunda, lenf düğümleri büyür ve normalden daha sert bir hale gelirler.
  • Deri Biyopsisi: Eğer doktorunuz melonoma olmayan deri kanserinden şüpheleniyorsa, şüpheli bölgeden mikroskop altında incelenmek üzere parça almayı önerebilir. Bu işleme deri biyopsisi adı verilir. Deri biyopsisinin alınabilmesi için çeşitli yöntemler vardır. Hangi yöntemin seçileceği, deri kanserinin tipine, vücuttaki yerine ve boyutuna göre değişir. Biyopsi sonucunda deride iz kalır. Değişik metodlar değişik izler bıraktığından biyopsi öncesinde doktorunuza biyopsi ve bırakacağı iz konusunda danışabilirsiniz.
  • Deri biyopsisinin tüm örnekleri mikroskop altında incelenir. Deri örneği, mikroskopta doku örneklerini inceleyerek tanı koyma konusunda eğitimli olan bir patoloğa gönderilir.

MELANOMA TİPİ DERİ KANSERLERİNİN TANISI VE BELİRTİLERİ

Melanoma tipi deri kanseri erken tanınabilir mi ?

  • Melanoma tipi deri kanserinin erken tanısı mümkündür. Önemli olan kişinin hekime başvurduğu rutin kontrollerde, bu konuda deneyimli bir sağlık personeli tarafından görülmesidir. Amerikan Kanser Cemiyeti, kanser ile ilişkili rutin kontrollerin 20-40 yaş arası 3 yılda bir, 40 yaşından sonra her yıl yapılmasını önermektedir.
  • Aynı zamanda kişinin kendi kendini her ay düzenli olarak deri muayenesi yapması da çok önemlidir. Vücutta bulunan ben, çil ve diğer lekelerin şekil, yapı ve renklerini bilmek, bu yapılarda oluşması olası değişiklikleri fark etmek açısından oldukça önemlidir. Boy aynası kendi kendine muayenede kullanılacak en önemli yardımcıdır. Görülmesi zor olan bölgeler için ayrıca küçük bir el aynası kullanılabilir. Bu muayenede vücudun zor görülen yerlerin görülmesinde bir başka kişi yardımcı olabilir. Avuç içleri, ayak tabanları, sırtın altı, bacakların arkası dahil bütün bölgeler muayene edilmelidir. Değişiklik olduğu düşünülen bir bölgeyi doktora göstermek faydalı olabilir. Arkadaşlar veya aile üyeleri de birbirlerinde gördükleri çil, ben veya lekelerdeki değişiklikleri birbirlerine söyleyebilirler. Ayrıca erkeklerde her 3 melanomanın 1 tanesinin sırtta oluştuğu unutulmamalıdır.
  • Derideki küçük lekelerin boyut, şekil ya da renk değişiklikleri dikkatle değerlendirilmelidir. Deride yanma tarzında hassasiyet, şişlik, lekeli görünüm ya da başka bir değişiklik olup derinin görüntüsünde kişide kanser belirtisi olabileceğine dair bir his oluşabilir. Deride pullanma, kabuklanma olabilir; sızdırma ya da kanama görülebilir. Bölge kaşıntılı, ağrılı yada hassas olabilir. Kızarıklık ve şişlik gelişebilir. Bu tür şikayetlerin genellikle kanserle ilişkisi olmadığı bilinmeli, fakat doktora da bu konuda danışılmalıdır.
  • İyi huylu benlerin melanomaya dönüşme riskinin olması nedeni ile melanoma ile normal bir ben arasındaki farklar bilinmelidir. Fakat bu farkları her zaman kolaylıkla anlatmak mümkün olmadığından şüpheli bir durumda mutlaka doktora başvurun.
  • Normal bir benin genellikle her tarafı eşit renkte olup; renkleri kahverengi, koyu sarı yada siyah olabilir. Benler deri ile aynı yüzeyde düzgün olabileceği gibi kalkık da olabilir. Oval veya yuvarlak şekilli olabilirler. Çapları çoğunlukla 6 mm’den küçüktürler. Ben doğumda var olabilir, çocukluk ya da erken gençlikte ortaya çıkabilir. Özellikle güneşe maruz kalan yerlerde birkaç ben aynı zamanda ortaya çıkabilir. Bir ben oluştuktan sonra, genellikle boyutunu, rengini ve şeklini korur. İnsanlar yaşlandıkça benlerin rengi solup kaybolabilir. İnsanların çoğunda benler vardır ve bunların çoğu zararsızdır. Ancak bir bende meydana gelen değişiklikleri özellikle melanoma açısından bilmek önemlidir. Melanomanın kişi tarafından tanınabilmesi için önemli noktalar aşağıda kısaca anlatılmaktadır.

Melanomanın belirti ve bulguları :

  • Normal bir ben, melanomadan ABCD kuralı ile ayrılır. ABCD kuralı belli özelliklerin ingilizce baş harflerinden oluşmaktadır. [A: asimetri, B: sınır (border), C: renk (color), D: çap (diameter)].
  • Asimetri : Benin bir yarısının diğer yarısından daha büyük olmasıdır.
  • Sınır düzensizliği :Benin kenarlarının düzensiz olmasıdır.
  • Renk: Ben üzerindeki renk eşit değilse; ben üzerinde yama tarzlı siyah, kahverengi, bronz ve bazen mavi, kırmızı ya da beyaz alanlar bulunması önemlidir.
  • Çap: Ben 6 mm’den büyük ise önemlidir. Ancak son yıllarda bilinçlenme ve erken tanı sayesinde hekimler 3-6 mm arasında melanomalara da rastlamaktadırlar. Bunu da akılda tutmak gereklidir.
  • Melanomanın diğer önemli bulguları arasında boyut, şekil ve renk değişikliği bulunur. ABCD kuralı melanomaların hepsi için geçerli değildir. Bu nedenle benleri iyi gözlemek ve değişiklikleri farketmek önemlidir.

Melanoma tanısı nasıl koyulur ?

  • Derinin bir bölümündeki anormal bir görüntü nedeniyle deri kanserinden şüpheleniliyorsa, bu durumun deri kanseri veya derinin diğer hastalıkları ile ilişkili olup olmadığının anlaşılması için hekime başvurulmalıdır. Doktor tarafından tanı konması için gerekli muayene, bilgi toplanması ve tetkikler yapılacaktır.
  • Hikaye ve Fizik Muayene: İlk etapta genellikle tıbbi hikaye alınır. Doktor olasılıkla yaş, derideki hastalığın ilk defa ne zaman oluştuğu ve zaman içinde değişip değişmediği gibi bazı sorular sorabilir. Aynı zamanda deri kanseri sebebi olabilecek etkenlerle daha önce karşılaşılıp karşılaşılmadığı, ailede deri kanseri olup olmadığı da sorulabilir. Fizik muayene sırasında; deri hastalığının büyüklüğü, şekli, rengi ve bu bölgenin dokusu ile burada kanama yada soyulma olup olmadığı incelenecektir. Ayrıca vücudun diğer bölümleri de deri kanseri ile ilişkili olabilecek diğer hastalıklar yönünden de incelenecektir. Doktor, başta hastalıklı deri bölgesi yakınında bulunanlar olmak üzere kasık, koltuk altı ve boyundaki lenf düğümlerini de muayene edecektir. Büyümüş lenf düğümleri melanomanın yayılmış olabileceğinin habercisi olabilir.
  • Deri biyopsisi: Eğer doktor melonomadan şüpheleniyorsa, şüpheli bölgeden mikroskop altında incelenmek üzere parça almayı önerecektir. Bu işleme deri biyopsisi adı verilir. Deri biyopsisinin alınabilmesi için çeşitli yöntemler vardır. Hangi yöntemin seçileceği, deri kanserinin vücuttaki yerine ve boyutuna göre değişir. Biyopsi sonucunda deride iz kalır. Değişik metodlar değişik izler bıraktığından biyopsi öncesinde doktorunuza biyopsi ve bırakacağı iz konusunda danışabilirsiniz. Deri biyopsisinin tüm örnekleri mikroskop altında incelenir. Deri örneği, mikroskopta doku örneklerini inceleyerek tanı koyma konusunda eğitimli olan bir patoloğa gönderilir. Bütün deri biyopsileri, biyopsi alınacak olan bölge uyuşturularak yapılır. Biyopsi sırasında ince bir iğnenin batması ile birlikte bir dakikadan az süren bir basınç hissi ve ağrı olmaksızın hafif yanma hissedebilirsiniz. İşlemin iz dışında ciddi bir yan etkisi bulunmamaktadır.

Melanoma deri kanseri nasıl evrelendirilir ?

  • Evrelendirme işlemi, bir kanserin yaygınlığının belirlenmesidir. Bu işlemde tümörün boyutunun yanında diğer organlara yayılım durumuda belirlenir. Evrelendirme, bir kanserin ne kadar yayıldığını özetleyen standart bir yoldur.
  • Melanomanın evrelendirilmesinde sıklıkla TNM sistemi kullanılır. Bu sistemde her kansere bir T kategorisi, bir N kategorisi, bir de M kategorisi belirlenir. T kategorisinde genellikle tümörün kalınlığı ile birlikte melanomayı kaplayan derinin var olup olmadığı belirlenir. N kategorisinde melanomanın lenf düğümlerine (vücudumuzda enfeksiyon veya kanserlerle savaşta kullanılan, küçük, fasulye şekilli immun sistem hücre toplulukları) yayılıp yayılmadığı ile birlikte aynı zamanda lenf düğümlerine giden yollarda yayılım olup olmadığı incelenir. M kategorisinde uzak organlara yayılım olup olmadığı belirlenir.
  • TNM evrelendirmesinde tümör, lenf düğümü ve uzak yayılım durumu birleştirilerek değerlendirilir ve evre gruplaması yapılır. Evreler 0 ile IV arasında romen rakamları kullanılarak oluşturulur.
  • Melanomanın lenf düğümü yada uzak organlara yayılıp yayılmadığı bazı test ve yöntemlerle belirlenir.
  • Deri biyopsisinin incelenmesi: Mikroskop altında melanomanın boyutlarının ölçülmesi önemlidir çünkü tümörün kalınlığının hastanın sağkalımı ve hastalığın gidişatını belirlediği düşünülmektedir. Deri biyopsi örneğini inceleyen patolog, mikrometre adı verilen ve küçük bir cetvele benzeyen bir aletle mikroskop altında melanomanın kalınlığını ölçer. Bu yönteme Breslow ölçüm yöntemi denir. Melanoma ne kadar ince ise sağkalım ve hastalığın gidişatı o kadar iyidir. Genellikle 1 mm’den derin olmayan melanomaların yayılım şansı çok azdır. Melanoma kalınlaştıkça yayılma şansı artar. Melanomanın kalınlığı aynı zamanda tedavi seçeneğini de belirler. Bir başka sistemde; melanomanın kalınlığı deri katmanlarına yayılımı ile değerlendirilir. Clark derecelendirmesi adı verilen bu sistemde evreler I’den V’e kadar sınıflandırılır. (rakam arttıkça melanoma derinleşir.) Buna göre Clark I’de kanser epidermisde, Clark II’de dermisin üst kısmını kaplamaya başlamış, Clark III’de dermisin üst kısmını tamamen kaplamış, Clark IV’de dermisin altını kaplamış ve Clark V’de cilt altı dokuya geçmiştir. En yeni sınıflandırma sistemi Breslow kalınlık ölçümü sistemi olup bu sistem Clark evrelendirmesinin yerini almıştır. Bu sistem gerek kalınlık ölçümünün daha kolay oluşu gerekse patologun kararına daha az bağımlı olduğundan daha pratiktir. Ancak bazen Breslow ölçümü ile yapılan değerlendirme Clark sistemi ile karşılaştırıldığında, Clark sistemi ile yapılan değerlendirmenin aynı tümör için daha ileri evrede olduğu görülmektedir. Bu nedenle melanomanın deride yaygınlığının değerlendirilmesinde her iki sistemde kullanılabilir.

Uzak organ yayılımını araştıran test ve yöntemler nelerdir?

  • İnce iğne aspirasyon biyopsisi: İnce iğne aspirasyon biyopsisinde (İİAB), ince iğnesi olan bir enjektör yardımı ile tümörden çok küçük parçacıklar alınır. Bu işlemde kullanılan iğne, damardan kan alınırken kullanılan iğneden daha küçüktür. Biyopsi alanının uyuşturulması için bölgesel anestezi bazen kullanılır. Bu yöntem çok nadiren acı verir ve genellikle yerinde iz bırakmaz. İİAB, şüpheli deri kanserlerinde değil, melanomaya yakın olan lenf düğümlerine kanser yayılımı olup olmadığının gösterilmesi için kullanılır. Bazen özel bir X-ışını tekniği olan bilgisayarlı tomografi eşliğinde kılavuz bir iğne kullanılarak akciğer yada karaciğer gibi iç organlardaki tümörlerden örnek alınır. Eğer doktor melanomanın yayılımından şüpheleniyorsa bu testi yapmayı önerecektir.
  • Eksizyonel lenf düğümü biyopsisi: Normalden fazla büyümüş olan lenf düğümlerinin deriye açılan ince ve küçük bir kesi yoluyla alınması işlemi olup bölgesel anestezi ile alan uyuşturularak yapılır. Bu işlem genellikle lenf düğümlerinin büyümesi nedeniyle melanoma yayılımından şüphelenilen ancak ince iğne aspirasyon biyopsisinde melanomanın saptanamadığı durumlarda yapılır.
  • Sentinel lenf düğümü biyopsisi: Bu yöntem yeni ve gelecek vadeden bir yöntem olup henüz standart kullanıma girmediğinden bu konuda tüm doktorlar arasında fikir birliği bulunmamaktadır. Bu yöntemle melanomanın olduğu bölgedeki lenf akımını temizleyen ilk lenf düğümleri tespit edilerek buraya yayılım olup olmadığı saptanır çünkü eğer yayılım varsa öncelikle bu lenf düğümleri tutulacaktır. Bu yöntemde cerrah zararsız mavi bir boya ya da kimyasal radyoaktif bir maddeyi melanoma bölgesine enjekte eder. 1 saat sonra lenf düğümleri kontrol edilerek en yakın lenf düğümü saptanır. Eğer mavi boya kullanılıyorsa boyanma çıplak gözle de görülebilir. Radyoaktif maddenin kullanıldığı durumlarda bir Geiger sayıcısı kullanılır. Sentinel lenf düğümü denilen ve bölgeyi temizleyen ilk lenf düğümü saptanınca, bu lenf düğümü mikroskopik inceleme için çıkarılır. Bu lenf düğümünde kanser varlığı gösterilirse bölgede geriye kalan tüm lenf düğümleri çıkarılır. Eğer sentinel lenf düğümünde kanser yoksa diğer lenf düğümlerinin çıkarılmasına gerek kalmaz. Melanomanın yakınındaki bir lenf düğümü büyümüşse sentinel lenf düğümü aranmaksızın büyüyen lenf düğümüne ince iğne aspirasyonu yada lenf düğümü eksizyonel biyopsisi yapılır.

deri kanseri kanser cilt kanseri cilt cilt hastaliklari deri kanseri dogal tedavi

yorumlar

Henüz yorum yazılmamış. İlk yorum yazmak isteyen olmak ister misiniz?

yorum Yaz