Homoseksüel Erkek Kimdir ?

Erkek eşcinselliği daha yaygın olarak görülmektedir. Bu konuda oldukça fazla araştırma yapılmıştır. Erkekte eşcinselliğin nedenleri üzerinde çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.

Bu davranış biçiminin kalıtsal etkenlerden kaynaklandığını düşünenlerle çevre koşullarının kişiyi homoseksüaliteye yönelttiğini ileri sürenler arasında uzun yıllardır tartışmalar süregelmektedir. Cinsel eğitim açısından özellikle anne – baba için bu konunun bilinmesi önemlidir.

Erkek Çocuk Anneye Özenebilir !

Çocuklar okul öncesi çağda anne ve babalarını izlerler. Onların davranışlarını takip ederler. Erkek çocuklar babalarına benzemek isterler. Bu şekilde farkında olmadan cinsel kimliklerine yönelirler.Bazı araştırmalara göre eşcinsellik erkek çocuklarında baba yerine anneyle özdeşleşmenin bir sonucudur. Bunun için sağlıklı bir aile yapısı çocuğun cinsel kimliğini bile etkileyecektir.

Ergenliğe Geçişteki Biseksüel Evreye Dikkat !

Erginlik yaşlarında, yani çocukluktan gençliğe geçişte hormonların ve vücudun gelişmesine paralel olarak yetişenin cinsel kimliğini kazandığı yıllarda çok kritik, adeta biseksüel bir evre vardır. İşte bu yıllarda anne-baba çocuğu ile ve onun çevresi ile yakından ilgilenmeli ve rahatsız etmeden çocuğu izlemelidir. Çünkü cinselliğe çocuğun daha fazla merak gösterdiği bu devrede eşcinsel ilişki olasılığı daha fazladır.

Tecrübesiz Homoseksüeller Dikkat

Yetişen gençlerin kendi gerçek istemleri dışında tecrübeli eşcinseller tarafından bu tür beraberliklere itildikleri genellikle bilinmektedir. Ancak tecrübesiz yetişenler bu tür davranış şekillerinden haberdar olmayabilirler ve istemedikleri ortamlara sürüklenebilirler.

Ülkemizde fuhuş sektöründe çalışan erkek homoseksüel travestitlerin genellikle bu şekilde yaşama girdiklerini pek çok televizyon programlarında açıklayışlarına şahit olmuşuzdur. Tıbbi seksoloji açısından belirtildiği gibi çevrenin eşcinsellik ile ilgisi şüphesizdir.

”Bazı araştırmacıların açıklamaları çerçevesinde eğer kişide eşcinsel eğilimler doğuştan var ise, o kişi gene ortamını bulduğunda aynı cinse yönelecektir”

Anne – babanın burada yapacağı ödev, çocuğun cinsel kimliğine uyacak davranış, spor türleri vs desteklemektir. Aynı zamanda “doğaya aykırı” bu davranışa çocuğun isteği dışında,merak, saflık, bilgisizlik gibi nedenlerle sürüklenmesini önlemek anne-babanın vazifesi olmalıdır. Burada gençleri korkutucu şekilde yaklaşmaktan çok, onlara sevgi ile bütün sorunlarını konuşabilecekleri, gerçekten samimi bir ortam yaratmak ebeveynin ödevi olmalıdır.

Eşcinselliğin Nedenleri ?

Eşcinselliğin tıbbi seksoloji açısından da nedenleri üzerinde durulmuştur. Freud‘un görüşleri uzun yıllar tek açıklama olarak ortaya konmuştur. Daha sonraları;

  • genetik sapma,
  • hormonal bozukluklar,
  • gonadlardaki bozukluklar,
  • nörofizyolojik bozukluklarla ilgili pek çok teori ortaya atılmıştır.

Eşcinsellik Hapis Cezası Sayılıyordu !

Eşcinsellik, çok değil 40-50 yıl öncesine kadar birçok batı ülkesinde hapis cezası öngörülen bir suç olarak kabul ediliyordu.

En iyi bilinen örnek, 19. yüzyıl sonunda ünlü İngiliz yazar Oscar Wilde‘nin eşcinsel olduğu için hapse mahkum olmasıydı. 1960’ların cinsel özgürlük talepleriyle birlikte bu ülkelerde hukuki durum çok değişti. Eşcinsel evliliklerini ilk kabul eden Kuzey Avrupa ülkeleri oldu. 1990’lardan sonra bu eğilim Atlantik’i aştı ve ABD’ye de sıçradı.

Katılmak, üyesi olmak için yırtındığımız Avrupa Birliği ülkelerinde eşcinsellere hukuk ve toplumsal açıdan bakış ülkemizin geleneklerine pek uymamaktadır. Aynı cinsten insanların evliliğini resmen kabul eden üç ülke var;

  • Hollanda,
  • Belçika,
  • İspanya.

Ama birçok başka ülke “evlilik” kelimesini kullanmaktan kaçınarak, eşcinsel çiftlere aynı hakları tanıyor.Eşcinsel evliliklere “sivil birliktelik” veya “partnerlik” gibi terimler icat ediliyor.

Danimarka ve izlanda’da sperm bankasını kullanmak ve evlat edinmek yasak. Ama eşcinsel çiftlerin “sivil birliği” kabul ediliyor, bir çift olarak yaşayan tüm insanların faydalandığı özel haklardan yararlanmalarına izin veriliyor. Kasım 1999’da Fransa eşcinsel çiftlerin varlığını kabul eden ilk Katolik ülke oldu.

Homoseksüalitenin Genetik Olduğu Saptandı !

Son yapılan araştırmalar homoseksüalitenin genetik faktörlere bağlı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu genetik faktörün X kromozomu ile ilgili olduğu ileri sürülmektedir.

Bu kromozomun içindeki Xq28 bölümü erkekte eşcinselliğin nedeni olarak ortaya atılmaktadır. Özellikle Dean H. Hamers adlı genetikçi bu teoriyi eşcinselliğin nedeni olarak ileri sürmektedir.

Oklahoma Üniversitesi uzmanlarına göre insanlar, ne doğuştan ne de sosyal çevrenin etkisiyle eşcinsel oluyor. Bu araştırmacı grubuna göre, erkeklerde eşcinsel olma nedenini anne karnında iken erkek bebeğin ne kadar testosteron, yani erkeklik hormonu aldığı belirtiyor. Bu araştırmacılara göre bebeğe annesinin dölyatağı içinde iken ne kadar testosteron gittiğini ise, ceninin dölyatağının içindeki yeri, annenin sağlık durumu gibi etkenler belirliyor.

Anne Karnındaki Bebeğin Aldığı Testesteron Oranı Önemli !

Bu savı en iyi kanıtlayan örnek olarak bu grup 7 yaşındaki Amerikalı erkek ikizler Thomas ve Patrick’i örnek olarak gösteriyorlar. Thomas her erkek çocuğu gibi tabancalarla oynayıp etrafta koştururken, Patrick ise kız çocuklar gibi bebeklerle oynuyor ve onları giydiriyor.

Ailenin girişimi ile iki çocuk incelendiğinde, anne karnında Thomas’m üst tarafta olduğu ve Patrick’e testosteron hormonu ulaşmasını engellediği ve bu yüzden eşcinsel davranışlar görüldüğü iddia ediliyor.

Eşcinsel ve Heteroseksüel Erkekler !

Beyin yapısı ile ilgili 1994’te yayınlanan Dr. Simon Levay’ın yaptığı araştırmalar da çok ilginç.

Heteroseksüel, yani karşı cinse ilgi duyan erkeklerle, eşcinsel erkeklerin beyin dokularında yapılan araştırmalarda, eşcinsel olan erkeklerin, beynin hipotalamus adlı bölgesinin ön tarafındaki INAH3 denen kısmının eşcinsel olan erkeklerde, diğerlerine göre çok küçük olduğu saptanmıştır.

Görüldüğü gibi son yıllarda genetik ve hormon ilminin ilerlemesi ve modern araştırma olanaklarının artması sonucu yeni yeni olgu ve bulgular eşcinselliğin nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bilim Eşcinselleri ve Biseksüelleri Kucakladı !

Bazı bilgiler ışığında gerçek eşcinselliğin, beynin patogenetik değil; doğal biyopsikososyal, genetik veya çevreye bağlı bazı genetik gelişimsel bir süreç olduğunu ileri sürenler vardır. Bilimsel bakış açısının değişmesi eşcinselliğin ve biseksüelliğin birçok ülkede kanunen suç olmaktan çıkması, toplumsal açıdan da dışlamaktan vazgeçilmesine neden olabilir.

Bazı doğum öncesi ve hemen doğum sonrası aylarda hormonal bozuklukların teşhis edilebilmesi olanakları sonucunda, cinsel sapmaları önleyici tedavilerin mümkün olabileceği ileri sürülmektedir.

Eşcinsellik ve Alkol İlişkisi !

Diğer önemli bir konu eşcinsellik ve alkolizm ilişkisidir. Eşcinsellik ve alkolizm karmaşık davranış süreçleri olması nedeni ile tedavilerinin oldukça zor olacağı ve toplumun yalnızca genetik oldukları saptandığı için eşcinsellere karşı tavrının değişeceğine inanmanın zor olduğunu söyleyenler de vardır.

Başbakan iken Tayyip Erdoğandan yardım talep edildi !

Gelelim türkiyedeki bir olaya. 5 Kasım 2005 günü eşcinseller Başbakan Tayyip Erdoğan‘dan destek istedi. Eşcinsellerin uluslararası örgütü ILGA’nın Türk Genel Sekreteri Kürşad Kahramanoğlu, Ankara Valiliği’nin kapatmak istediği ancak savcılığın dava açmadığı KAOS GL’nin dernekleşmesi için Başbakan Erdoğan’dan destek talep etti.

Kahramanoğlu mektubunda “Size bu mektubu eşcinsel organizasyonlarının sivil toplum organizasyonlarının vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabul edip KAOS GL’nin dernekleşme çabalarını destek vermeniz için yazıyorum. Gay, lezbiyen, biseksüel ve transseksüel (LGBT) haklarının insan hakları olduğunu bizzat ve açıkça belirtmeniz son derece arzu edilen bir şeydir,” dedi.

”Ancak Başbakanlık mektuba yanıt vermedi…”

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
27132

avatar
wpDiscuz