Türkiye’de Gebelik ve Nüfus Verileri

Türkiye nüfus bakımından bugün Avrupa ülkeleri arasında beşinci sırada yer alıyor. Türkiye’nin nüfusu, yüzde 2.5 civarında hızlı bir artışla her yıl en az bir milyon çoğalıyor. Bu gelişme sonucu önümüzdeki üç genel nüfus sayımı sonucunda Türkiye’nin nüfusunun 80 milyonu aşacağı ve bu açıdan Avrupa’nın en büyük ülkesi olacağı belirtiliyor.

Türkiye’de Osmanlı imparatorluğu döneminde padişahların tahta çıkışlarında ülkenin arazi ve mal varlığıyla beraber nüfus da yeniden saptanıp kayıtlara geçirilirdi. Buna rağmen 19. yüzyıla kadar yapılan sayımlar pek sağlıklı değildi.

T.Y. Öztuna’ya göre;

  • Kanuni Sultan Süleyman’ın öldüğü 1566 yılında Türkiye’nin yalnız Avrupa topraklarındaki nüfusu 28 milyon,
  • 1730’da I. Mahmut devrinde tüm Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki nüfus 76 milyon 150 bin,
  • 1789’da III. Selim devrinde 63 milyon 700 bin kadardı.
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda sistemli ilk genel nüfus sayımı 1831’de yapıldı.
  • Daha sonra 1844 yılında yapılan sayımda kadınlar da sayıldı.
  • Toplam nüfus 36 milyon 500 bin dolaylarında idi.
  • 19. yüzyıldaki son genel nüfus sayımı 1884’te yapıldı.
  • Üst üste toprak kayıpları yüzünden o yılda ülkenin nüfusu 29 milyona düşmüştü.

Cumhuriyet döneminde ilk genel nüfus sayımı 1927’de yapıldı.

Bunu 1935 yılındaki sayım takip etti. O tarihten bu yana her 5 yılda bir sokağa çıkma yasağı konarak sayım tekrarlanıyor.

Türkiye’nin nüfusu son 55 yılda üç buçuk misli arttı. Cumhuriyetin ilk yıllarında 1927’de yapılan sayımda 13 milyon 648 bin 270 olan nüfusumuz bugün 72 milyonu geçmiş bulunuyor. Türkiye’de nüfusun artmasına sürekli etkenlerin yanı sıra geçici etkenler de katılmıştır. Bu geçici etkenler arasında 1939’da Hatay’ın Türkiye’ye geçmesiyle eklenen 200 bin kişilik bir nüfus ve sayım dönemleri boyunca gelen 600 bin dolayında göçmen sayılabilir. Asıl artış doğum oranının genellikle yüksek olması sonucudur.

Öte yandan Cumhuriyet döneminde hastalıklarla mücadelede gösterilen başarı ölüm oranında da azalma sağlamıştır.

  • 1935-1940 yıllan arasında Türkiye’de ölüm oranı o zamanki nüfusa göre binde 19.5 iken,
  • 1940-1945 yıllarında binde 20.6’ya çıkmış, daha sonra 1945-1950 yıllarında binde 17’ye,
  • 1950-1955 yıllarında binde 14.8’e ve 1955-1960 yıllarında ise binde 13’e düşmüştür.

Türkiye’de nüfusun yıllık artış oranı;

  • 1927-1940 arasında ortalama olarak 1.8 iken,
  • 1950-60’da yüzde 3’e yaklaşmış,
  • 1960-65’te de yüzde 2.5’e varmışlar.

Eldeki bu verilere dayanarak Türkiye’de nüfusun yüksek oranda arttığını söyleyebiliriz. Bu artış, milli gelirin kişi başına düşen kısmına olumsuz etki ettiğinden, devlet tarafından nüfus planlaması çalışmalarına başlanmıştır. Ancak doğurganlık oranının yüksek olduğu köylerin çok ve dağınık oluşu hizmetin götürülmesinde zorluklara neden olmaktadır. Buna rağmen sağlık ocaklarının çoğunda bu hizmet de yürütülmektedir.

O Dönemde Hala Kondom Modern Sayılıyordu

2005 Mayıs ayı son verilerine göre, Türkiye’nin 19 ilinde, 2044 kadınla yüz yüze görüşerek yapılan Aile Planlaması Araştırması’na göre;

  • doğum kontrol hapı,
  • spiral,
  • kondom gibi modern doğum kontrol yöntemlerini kullananların oranı % 51.2.
  • Kadınların % 22.5’i hâlâ geri çekme,
  • takvim gibi geleneksel yöntemleri kullanıyor.
  • %26.3’ü hiç doğum kontrol yöntemi kullanmıyor.
  • Ancak son 5 yılda önemli gelişme var.
  • Yöntem kullananların oranı % 69.9′ dan %73.7’ye, modern yönteme başvuranların oranı % 33.7’den % 51.2’ye çıktı.
  • Kürtaj olanlar % 26. Bunların % 31’i iki kez kürtaja başvurmuş.
  • Türkiye’de istenmeyen 550 bin gebelikten 285 bini kürtajla sonlanmış.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Ağustos 2005 Verileri

  • Türkiye’de ilk evlilik yaşı 1993 yılında 19 iken, 2003 yılı verilerine göre 20’ye çıkmış.
  • Evlilik törenlerinde hem resmi hem de dini nikâh yapanların oranı 1993 yılında %89 iken, bu oran 2003 yılında %91’e çıkmış.
  • Sadece resmi nikâh yapanlar %3 oranı ile aynı kalmış; sadece dini tören yapanlar da 1993 yılında %8 iken, 2003 yılında %6’ya inmiş.
  • Doğum oranlarmda da Türkiye’de 1993’e göre (kaba ölüm oranı binde 22.9) bir gerilemenin olduğunu görüyoruz.
  • Bu oran 2003 yılında binde 19.7’lere gerilemiş.
  • Yani 10 yıl içinde doğum oranlarında binde 3 gibi bir azalma olmuş.
  • Bir kadının doğurduğu kişi başı çocuk sayısı 1993 yılında 2.7 iken, 2003 yılında 2.2’ye gerilemiş.
  • Kadınlar giderek daha az doğuruyorlar.
  • Anne yaşı 34’ün üzerinde olan doğumlar 1993 yılında %7.7 iken, 2003 yılında %8.7’ye yükselmiş.
  • İki doğum arasındaki süre 1993 yılında 29.6 ay iken, 3 ay daha kısalmış.

Modern Zamana Göre Korunma Oranı Artmış

  • Korunmak için herhangi bir yöntemi kullanan kadınların oranı 1993 yılında %63 iken, 2003 yılında %71’e çıkmış.
  • Herhangi bir modern yöntem kullananların oranı %35’ten %42.5’e çıkmış.
  • Türkiye’de en yaygın korunma yöntemi (%26.2 iken 2003 yılında %26.4) geri çekme yöntemi.
  • Spiral kullanımı ise %18’Ierden %20’lere yükselmiş.
  • Türkiye’de en yaygın kullanılan modern yöntemin spiral olduğunu görüyoruz.
  • İkinci sırada da kondom kullanımı artmış; %6.6’lardan %10.8’lere.

Türkiye’de yılda yaklaşık olarak 1 milyon 780 bin adet gebelik oluşuyor.

  • Bunların 1 milyon 378 bini canlı doğumla sonuçlanıyor.
  • 201 bin kişi kendi isteği ile kürtaj oluyor.
  • Yılda 38 bin 170 bebek ölümü, 11 bin 270 adet ise çocuk ölümü oluyor.
 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
6251

avatar
wpDiscuz