Türkiye’de kadın – erkek eşitsizliği bir gerçektir.

Bu eşitsizliği en yoğun şekilde ergenlik çağına girer girmez ve gençlik yıllarında kızlar yaşamaktadır. Bu sorun her ülkede eğitimle giderilmeye çalışılmaktadır. Türkiye’de kadınların eğitiminin 18. yüzyıla kadar uzanan bir geleneği vardır. Kız çocuklar için ilkokul bu tarihte açılmıştır.

Kızlar için ülkemizde açılan ilk kız okulu büyük dedelerimden Kaptan-ı Derya, Vezir, Damat Ahmet Ratip Paşa tarafından 1751’de Mora’da Tripolitza Kasabası‘nda açılmıştır.

Ülkemizde Kadın Eşitliği Hala Çok Geride

Kızların ortaöğretime kabul tarihi 1908’dir. Ülkemizin en eski üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi kız öğrencileri kabule 1915’te, karışık öğrenime ise 1921’de, yani Osmanlı Devleti zamanında başlamıştır.

  • 1926 Medeni Kanunu ile kadın-erkek eşit kılınmış,
  • 3 Nisan 1930’da kadınlarımıza belediye meclislerine seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.
  • 5 Nisan 1934’te de milletvekili seçme ve seçilme hakkı ile birlikte türk kadınlarına eşit yurttaşlık hakları tanınmıştır.
  • Bu yeniliğin sonucu 1 Mart 1935’te açılan 5. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 18 kadın milletvekili girmiş ve daha sonra hiçbir dönemde bir daha bu kadar çok sayıda kadın Meclis’e girememiştir.

Bütün bu haklara ülkemizde kadınlar hiçbir mücadele vermeden sahip olmuşlardır. Belki de bu nedenle genç kızlarımız bu eşitliğin bilincine varamamışlardır, bu kanuni eşitlikten toplum içinde tam anlamıyla faydalanamamışlardır.

Bekaret Namus Kriteri Olarak Görülüyor !

Günlük yaşamda gördüğümüz gibi gençler cinsellikle ilgili hiçbir şey yapmasalar da veya açıkça, gizlice pek çok şeyi yapsalar da kız-erkek eşitliğinden, erkekler kendi hemcinsleri arasında “büyük zampara”, kızlar ise, “el değmemiş” rollerini üstlenmek zorunda kalıyorlar.

Genç erkek, hiçbir şey beceremese dahi, kızları nasıl eskittiğini, kaç kadınla kaç defa hem de herkesin aklı duracak şekilde nasıl, neler yaptığını, müthiş bir cinselliği olduğunu vurgulayarak, her fırsatta anlatarak saygınlık kazanmaya çalışmaktadır.

Bazıları dile getirdikleri bu tür hikayelerle kendini tatmin etmekte, dinleyen grup ise aşağı kalmanın getirdiği ezikliği çekmektedir. Gerçekte en azından dinleyenin de anlatan kadar içinde bulunduğu bir cinsel bunalımın, kızlara kadınlara laf atmak, plajda, otobüste sürtünmek, çimdik atmak, sarkıntılık şeklinde yansıdığını görüyoruz.

Anal Seks ile Bekaretini Koruma Amacı

Genç kız ise yüksek tahsili olsa dahi cinsel açıdan daima korunması gereken biri. Kızlık zarındaki namusunu koruması gerektiğini biliyor.

Bir gün, kızlık zarı muayenesi için bir genç kız beraberinde bir kız arkadaşıyla gelmişti. Beraberinde gelen genç kız kendi gibi anal yolla birleşseydi, hem kendisi gibi keyfince yaşayıp hem de “namuslu” kalabileceğini söylüyordu. Kendinden emindi, hemşire ve doktordan çekinmiyordu. Normalin dışı da olsa cinsel yaşamına bir çıkış bulup toplumla da çatışmaması ona adeta gurur veriyordu.

Bakirelik Artık Önemsiz

Bugün yükseköğrenimdeki genç kızların bazıları bakirelik aranmamalı, kız-erkek evlilik öncesi de veya evlenmeden de cinselliği paylaşabilmeli diyor. Bütün genç kızlar için dile getirdiği bu görüşü, kendisi için isteyememektedir. Kendi belki böyle yapmasa bile, açıkça kendisi için böyle olmasını istediğini söyleyememektedir.

Başkaları için veya genelde genç kızlar için savunduklannı, kendileri için uygulayamamaktadırlar. Cinsellikle ilgili kendi düşüncelerini toplumun değer yargılarıyla bağdaştıramayan genç kız, kendini ruhsal bir kargaşa ve karamsarlık içinde bulmaktadır.

Ülkemizde Cinsel Bilgi ve Bilinç Yetersiz !

Kitap okuyarak bilgi edinme alışkanlığı maalesef Türkiye’de henüz yerleşmiş değil. Pek çok genç cinsel sağlıkla ilgili bilgileri bilmiyor. Örneğin gençlerin pek çoğu aile planlaması, gebeliğin önlenmesi yöntemlerinden habersiz.

Halbuki eski Mısırlılar ve MÖ 2700 yılma kadar uzanankaynaklarına göre, insanoğlu, gebeliğin cinsel birleşme sonucu ortaya çıktığını fark edecek gelişme düzeyine ulaşır ulaşmaz gebeliği önleme çabalarına girişmiştir.

Cinselliğin bu yönünde gençlerin yeterli bilgisi olsa, bugün gazetelerden tanığı olduğumuz pek çok facia yaşanmayacaktır. Yeni yapılan bir araştırmada bu bilgisizlik rakamlarla kanıtlanmaktadır.

Yeni Kuşak Doğum Kontrol Yöntemlerini Bilmiyor

Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri 12-21 yaş grubundaki öğrencileri kapsayan bir anketle, yeni kuşağın doğum kontrol yöntemlerinden ve aile planlamasından habersiz olduklarını belirlemiştir.

Ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerini kapsayan anket, öğrencilerin %55’inin aile planlamasının ne anlama geldiğini bilmediğini ortaya koydu. Bilenler ise bu konudaki bilgi kaynaklarının yazılı basın olduklarını söylemişlerdir.

Araştırmaya göre;

  • Öğrencilerin %98’i aile planlaması eğitimi istiyor,
  • %86’lık grup bu konunun ders olarak okutulmasında yarar görüyor.
  • Gençlerin %78’i bu konuda devletin yardımcı olması gerektiği görüşünde.

Gecekonduda Yaşayan Kızlar Daha Bilgili !

Gazi Üniversitesi araştırması, gecekonduda yaşayan kız öğrencilerin yaşıtlarına oranla bu konuda daha bilgili olduğunu ortaya koyuyor. Gecekonduda yaşayan kızların %63’ü doğum kontrolünden haberdarken, üniversitedeki kız öğrencilerin sadece %52’si doğum kontrolünden haberdar.

Doğum kontrolünü bilen öğrenciler ise yanlış bilgilenme sonucu ilk çarenin kürtaj olduğuna inanıyorlar. Araştırmaya göre öğrencilerden %12’si kürtajın “normal bir doğum kontrol yöntemi” olduğu görüşünde. Kızların bir bölümü ise kısırlaştırmaya doğum kontrolünü sağlayan çözüm olarak bakıyor.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
55431

avatar
wpDiscuz