HIV Virüs grupları Neler

Günümüzde HIV virüsünün iki ayrı tipi bilinmektedir; HIV-1 ve HIV-2. HIV-1, viral RNA sekansları ve proteinleri temelinde üç ayrı gruba ayrılmaktadır.

Yukarıda da değinildiği gibi HIV kılıflı bir virüstür, yani yüzeyi, gpl60 olarak da bilinen, bir kılıf proteini ile kaplıdır. Bu protein, gpl 20 ve gp41 adları verilen iki alt birimden oluşur. Virion, başlıca iki kopya tek sarmallı pozitif anlamlı (sense) RNA, pol enzimi ve vpr aksesuvar proteinini içerir ki bunların tümü nükleokapsid proteini (gag) ile stabilize edilirler.

Virüs yeni bir konağa girdiğinde ;  gpl 20, üzerlerinde CD4 reseptörü taşıyan yardımcı T lenfositleri (T-helper hücreler), dendritik hücreler ve makrofajlar gibi hücrelere bağlanır. Kılıf proteininin subüniti (alt birimi) olan gpl20’nin bağlanma epitopları ileri derecede değişkenlik gösteren alanlara sahiptir ki suşlar arasında % 25’lere ulaşan değişiklikler gözlenir. Virüsün konak hücresinin içerisine girişi ikinci bir reseptörün varlığına gereksinim göstermektedir. Genel olarak kemokin reseptörleri adıyla bilinen bu reseptörlerden virüsün en sık olarak kullandığı iki reseptör CCR5 veya CXCR4 adlarıyla bilinmektedir.

Hücreye girişle HIV kılıfından soyulur ve onun RNA genomu çift sarmallı tamamlayıcı (complementary) DNA’ya transkripte edilir, bu da enfekte ettiği hedef hücrenin kromozomuna entegre olur (proviral DNA). HlV’in öteki retroviruslardan farkı  hedef hücrenin nükleusuna girerken, hücre bölünmesi sırasında nükleus membranının dezentegrasyonunu gerektirmemesidir. Bu özellik, integraz, matriks ve vpr proteinlerinin taşıdıkları çeşitli nükleer lokalizasyon sinyalleriyle sağlanır ve virüsün genomu nükleer porlardan geçerek nükleusa yerleşir. Bu entegre olmuş proviral DNA immünolojik olarak sessizdir ve konağın genomu içerisinde latent kalır.

Entegre proviral DNA

Entegre proviral DNA‘nın mRNA’ya transkripsiyonu konak hücre elemanlarının LTR’lere bağlanmasıyla başlar. İlk mRNA’lar tat, rev ve daha az olarak nef’i kodlayanlardır. Düzenleyici proteinler olan tat ve rev, özellikle, gag, pol ve env genlerinin tarnskripsiyonunu ve regülasyonlarını artırılmasında önemli işlevlere sahiptirler. Böylelikle virüsün önemli proteinleri üretilmeye başlar.

Bu bağlamda nef üzerinde durmak gereklidir, çünkü nef viral replikasyonda önemli bir işleve sahip olmadığı halde, yokluğu, hastalık ilerlemesini yavaşlatmaktadır. Öte yandan, tat yokluğunda ise HIV transkripsiyonu başlar, ancak uzama (elongation) süreci etkisizdir. Aksesuvar proteinler olan vif, vpr ve vpu proteinleri replikasyon açısından önemli değildirler ve ancak enfeksiyöz döngü sırasında üretilirler. HlV’in replikasyon döngüsü sırasında viral proteinler eşdeğer miktarlarda üretilmezler ve farklı genler de farklı zamanlarda sergilenmektedirler.

Günümüzde HIV virüsünün iki ayrı tipi bilinmektedir: HIV-1 ve HIV-2. HIV-1, viral RNA sekansları ve proteinleri temelinde üç ayrı gruba ayrılmaktadır.

Bu gruplar ;

  1. M (main; asıl grup),
  2. O (outlier, az rastlanan grup) ve
  3. N (non-M, non-O; ne M, ne de O grubuna girenler) şeklinde isimlendirilirler.

M grubu epidemiden sorumlu olan asıl gruptur ve HIV epidemisinin yaklaşık % 99.6’sım (42-45 milyon kişi) bu grubun enfeksiyonu oluşturmaktadır. Grup O ile enfekte olanların sayısı ise yaklaşık 100.000 kişi kadardır. Şimdiye dek Grup N ile enfekte sadece 6 olgu tanımlanmıştır. M grubu viruslar 9 subtipten (klad; clade) oluşmaktadır ve bunlar A, B, C, D, F, G, H, J ve K harfleriyle adlandırılmaktadırlar.

M grubu içerisinde ayrıca 16 kadar, “dolaşan rekombinan formlar” (circulating recombinant forms) adı verilen, subtipler arası rekombinan viruslar bulunmakta; bunlara ek olarak kimi benzersiz (unique) rekombinasyonlara da rastlanmaktadır (örneğin, gruplar arası rekombinasyonlar). HIV-2 virusu A’dan G’ye kadar adlandırılan 7 subtip içermektedir. Bir sekizincinin (H) varlığına ilişkin güçlü veriler elde edilmiştir. HIV-2 ile yaygın enfeksiyon A (yaklaşık 50.000 olgu) ve B (yaklaşık 25 bin olgu) subtipleri kaynaklıdır.

HIV 2 VİRÜSÜ

HIV-2‘nin C’den G’ye kadar olan her bir subtipiyle enfekte sadece 1 ‘er olgu tanımlanmıştır. HIV-1 ve HIV-2 genetik sekansları bakımından büyük farklılıklar gösterirler ve bu virusların kılıf glikoproteinlerinin, immünolojik olarak, sıklıkla çapraz reaksiyon vermedikleri gözlenmektedir. Pandeminin başlıca etkeni HIV-1 olduğundan aşı çalışmaları da bu virus için yoğunlaşmıştır.

HIV 1 VİRÜSÜ

HIV-1 ‘in subtipleri epidemiyolojik olarak farklı coğrafi bölgelerde kümelenirler. Yine, HIV-1 izolatlarının çeşitli subtipleri genetik sekanslar açısından öylesine farklıdırlar ki, dünyanın farklı coğrafi bölgeleri için farklı aşılar gerektirebileceği gibi görüşler ileri sürülmüştür. Öte yandan, enfekte bir kişide, HIV enfeksiyonun gidişi sırasında virusta önemli genetik değişiklikler gelişmektedir.

Bunun nedeni virus genomunda gelişen hızlı mutagenezdir. Her replikasyon döngüsünde amino asid sekanslarındaki amino asitlerde yaklaşık 1:2.000 oranında değiklik gözlenmektedir.

Bunun anlamı, enfekte bir kişide, bir günde, enfekte CD4+ hücrelerden yaklaşık 1010 partikül salındığından, tüm genomun amino asit sekanslarında her gün 10.000 kez amino asit değişikliği oluyor demektir.

Dolayısıyla, enfeksiyon sırasında, HIV virusu, hem humoral immün yanıttan hem de hücresel immun yanıttan kaçmak için, önemli bir araca sahip demektir.

 
PAYLAŞ

avatar
wpDiscuz