HIV – AİDS Tehlikesi Büyüyor

Tüm bu veriler, HIV/AIDS salgınının uzun dönem etkileri ile daha önceki salgın hastalıkların yapamadığı biçimde toplumları yok etme tehlikesine işaret etmektedir.Buna karşın HIV/AIDS salgınına karşı verilen mücadelenin bu korkunç gerçeği dikkate alan bir politikası olduğunu söylemek güçtür.

“Tüm ilerlemelere ve çabalara rağmen AIDS ile mücadelede, fiilen çok az şey değişmiştir, toplumsal ve siyasal ilgi her geçen gün biraz daha azalmaktadır, yetkililer sık sık gerçekleri yansıtmayan iyimser açıklamalar yapmaktadır, salgın hastalık, inanılmaz ölçüde yayılmaktadır, taraflar arasında güven ortamı yitirilmiştir, gerçek dayanışma tükenmektedir, başlangıçta kabul edilemez olan adım adım ve sinsice kabul edilir kılınmaktadır…”

Bu cümleler Dünya Sağlık Örgütü AIDS‘le savaşım programı eski yöneticisi Dr. Jonathan M. Mann tarafından 24 Mayıs 1995’te söylenmiştir (Mann 1995).

Dr. Jonathan M. Mann İtirafı

Onca yıllık çaba ve deneyimden sonra Dr. Mann, AIDS’e karşı yürütülen ”biyomedikal perspektifli‘/‘bireye dayanan’/‘davranışçı” mücadele yönteminin başarısız olduğunu ve yürütülen kampanyaların küresel bir felaketin seyircisi olmaktan öteye geçemediğini itiraf etmiştir. On yıl sonra, bugün, durum çok daha dramatik boyutlara ulaşmıştır. Ancak, Mann’in dillendirdiği ‘itiraf’ geçerliliğini aynen sürdürmektedir.

İstatistikler, 2002 yılına dek HIV/AIDS ölümlerinin 25 milyonu bulduğunu göstermektedir. Yeryüzünde en az 42 milyon insan HIV/AIDS ile yaşamaktadır. Bunların %70’i Afrika’dadır. İkibinüç yılında, Botswana, Güney Afrika ve Zimbabwe’de negatif nüfus artışı saptanmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde negatif nüfus artışına ilk defa rastlanılmaktadır. Bu durumdan bir yandan  HIV prevelansındaki artış ve öte yandan fertilité oranlarındaki azalma sorumludur.

Çocuklar için Yaşam Süresi 40 Yıldan Az !

Botswana, Malawi, Mozambik, Ruanda, Zambiya ve Zimbabwe’de doğan çocuklar için beklenen yaşam süresi 40 yıldan az olarak hesaplanmaktadır. Sekiz Afrika ülkesinde HIV prevelansı %15’İ geçmiş durumdadır, bugün 15 yaşında olan çocukların 1/3’ü AIDS nedeniyle kaybedilecektir (Population Resource Centre, Princeton, 2003). Önümüzdeki 10 yıl içinde Sahra Afrika’sındaki ülkelerde 15 yaş altı nüfusun 1/3’ü yetim kalacaktır. (Stillwaggon 2001).

AİDS – HİV EPidemisi

HIV/AIDS epidemisi büyümektedir. Afrika kıtasında süren yıkımın ardından Asya ve Latin Amerika, yakın gelecekte epideminin yeni merkezleri olma tehlikesi taşımaktadır.

  • Sahra altı Afrika’da 28.1 milyon,
  • Güneydoğu Asya ‘da 6.1 milyon,
  • Latin Amerika’da 1.4 milyon,
  • Doğu Asya ve Pasifik’te 1 milyon,
  • Kuzey Amerika ‘da 0.9 milyon.
  • Batı Avrupa’da 0.56 milyon,
  • Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da 0.44 milyon HIV/AIDS’li bulunmaktadır.

AİDS Asya’da Dramatik Hızla Yayılmaktadır

Hastalık Asya’da dramatik bir hızla yayılmaktadır. Hindistan’da 3-5 milyon HIV/AlDS’li kişi yaşamaktadır. Dünyadaki her dokuz HIV pozitif kişiden biri Hindistanlıdır. Çin’de resmi rakamlar 500. 000 olmasına rağmen gerçek rakamın 10 milyon civarında olduğu sanılmaktadır. Bilimsel veriler, 2010 yılında, Asya’nın Sahra altı Afrika ülkelerini yakalayacağı ve 2020’de epideminin yeni merkezi olacağını göstermektedir. Latin Amerika, Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği’nde majör bir epidemi yaşanmaktadır(Barnett ve Whiteside 2002 ).

AIDS Nerelerde Yaygın !

  • AIDS pandemisi, büyük ölçekte, Afrika’ya,
  • Güney Asya’ya,
  • Latin Amerika ve Karayipler’e yani dünyanın periferine doğru, küçük ölçekte ise yoksul ülkelerde,
  • Üst gelir düzeylilerden yoksullara,
  • Erkeklerden kadın ve çocuklara,
  • Varsıl ülkelerde; kent yoksullarına, uyuşturucu bağımlılarına yani toplumun periferine doğru yayılmaktadır.

İstatistikler, 2002 yılına dek HIV/AIDS ölümlerinin 25 milyonu bulduğunu göstermektedir. Yeryüzünde en az 42 milyon insan HIV/AIDS ile yaşamaktadır. Bunların %70’i Afrika’dadır.

Yoksulluk ve Kötü Beslenme Aids Sebebi

Yayılımın yönü, coğrafik ve toplum dokusu olarak ortak özellikler göstermektedir. Yoksulluk, bozuk toplumsal yapı, genel sağlık ve beslenme standartlarında düşüklük.

Hastalığa yakalanma ve tedaviye erişememe  riski, toplum yapısına bağlıdır. Tüm toplumlarda HlV’in bulaşma riskinin en yüksek olduğu kişiler, AIDS‘in gelişinden önce de marjinalleşmiş/damgalanmış/ayrımcılığa uğramış kişilerdir. Haklarına ve insan onuruna en az saygı gösterilenler, hastalığa en açık kişilerdir.

ABD’ de giderek büyüyen “underclass” (sınıf altı) olarak nitelendirilen yoksullar;

  • Harlem ya da Los Angeles’da yaşayan siyahlar,
  • Bombey ya da Sao Paulo’nun varoşlarında kötü koşullarda; uygun ev, sanitasyon ve temel sağlık hizmetlerinden yoksun yaşayan işsizler,
  • Tayland, Nairobi, Lyantonde gibi seks turizmi merkezlerindeki kadınlar…

Kadınlar Tüm Dümyada Risk Grubu

Özellikle kadınlar, tüm dünyada risk grubudur. Kadınların HIV bulaş riski, tek eşlilik propagandası, afişler, bilgilendirme kampanyaları veya prezervatif dağıtımı ile çözümlenememektedir. Aslında sorun ne teknik ne de virolojiktir. Temel sorun, kadınların toplumdaki aşağı rolü ve statüsüdür. Bazı ülkelerde tek eşli olmak, başlı başına bir risk faktörü haline gelmektedir.

Erkeklerden Kadınlara Bulaşmakta !

Fas’ta seropozitif kadınların %45’i virüsü kocalarından almıştır. Kigali’de seropozitif kadınların 1/5’i tek eşlidir. Kadınlar, çoğu zaman cinsel ilişkilerinde denetim sahibi değildir. Sonuç olarak, toplumsal yapının dezavantajlı kıldığı insanlar her türlü hastalığa olduğu gibi AIDS‘e de açıktır (Barnett ve  Whiteside 2002 ).

HIV/AIDS ile mücadele politikasının, ‘bireylerde davranış değişikliği oluşturmak ve prezervatif kullanımını sağlamak’ şeklinde bir anlayışla kısıtlanması yüzünden, yoksulluk, genel sağlık durumu ve beslenme gibi temel sorunlardan uzaklaşılmakta ve şu anda Güney Asya ve Latin Amerika’da yayılmakta olan salgınla baş edilememektedir.

Latin Amerika’da gelişmekte olan ve iyice yerleşmiş bulaşıcı hastalıklar, git gide kötüleşen ekonomik koşullarla beraber, aynen on yıl önce Afrika’da olduğu gibi, HIV için oldukça elverişli bir durum yaratmaktadır.

Latin Amerika Yoksulluk ve Aids !

Uzun yıllar süren yüksek işsizliğin ardından, 1997 itibariyle Buenos Aires’te HIV ‘in yaygınlık derecesi on yıl önceki Zambiya’nınkine ulaşmış durumdadır (Stillvvaggon 2001). Latin Amerika ve Karayipliler’de yaşayan insanların en az dörtte biri, gelirlerinin tamamını gıdaya harcasalar bile asgari kalori ihtiyaçlarının yüzde 80’ini elde edememektedir ve bölge nüfusunun neredeyse yarısı yoksulluk sınırındadır. Latin Amerika‘daki toplumsal koşullar, nüfusun HIV/AIDS’e bulaşma olasılığını arttırmaktadır.

Afrika Fahişelik ve Hiv

Güney Afrika’da olduğu gibi, toprak mülkiyetinin yoğunlaşmış olması milyonlarca emekçiyi iş bulma umuduyla iç ve dış göçe zorlamakta, bu da fahişelik de dahil olmak üzere yeni cinsel temas yollarıyla AIDS ve diğer cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklara yakalanma riskini arttırmaktadır.Latin Amerika’da kırk milyon çocuk sokaklarda yaşamakta, çöp tenekelerinden beslenmekte ve birçoğu hayatta kalabilmek için para karşılığı seks yapmaktadır.

Seks Turizmi ve HIV – AİDS

Seks turizmi, Asya’dan Amerika kıtasına kaymakta ve internet üzerinden çalışan bir sanayinin temel hedefini çocuklar oluşturmaktadır. Yoksulluğun boyutu ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri dikkate alındığında, Afrika’da yaşanan boyutlarda bir AIDS salgının Latin Amerika’nın bazı bölgelerinde yaşanması olasıdır. ((Barnett ve Whiteside 2002, Stillwaggon 2001)

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
143

avatar
wpDiscuz