Olumsuz düşüncelerden arınmak Pollyanna ilkesinin doğal bir gereğidir, çünkü, yaşamın olumsuz yönlerinden kendimizi ne denli uzak tutarsak, olumlu yönlerine o denli yaklaşırız.

Anatomistler, insan beyninin iki yarısının değişik işlevler üstlendiğini biliyor artık. Araştırmalar bu ayrımın insanın ruhsal durumunun denetiminde de geçerli olduğunu gösteriyor. Beynin sol yarısının önü olumlu duygulan, sağ yarısının önü de olumsuz duyguları düzenler (Bu ayrım sağ elini kullananlar için geçerlidir). Dolayısıyla beynin sağ yarısı uyarıldığında karamsarlık ve korku duygusu, sol yarısı uyarıldığında ise iyimserlik ve neşe duygusu uyanır. Araştırmalar ayrıca bunalımlı hastaların beyinlerinin sağ yarısının ön kısmının daha etkin olduğunu da ortaya çıkarmıştır.

Diğer araştırmalar, beynin işleyişindeki bu özelliğin karmaşık bir sonucunu da gözler önüne serdi. Sağ gözle gördüklerimiz daha gülünç geliyor, çünkü sağ gözden çıkan mesajlar beynin sol yarısına gidiyor. İnsanlara üzücü ya da gülünç filmler izlettirilerek gerçekleştirilen bir laboratuvar denemesinde, komedi filmlerini sağ gözleriyle izlediklerinde insanların kahkahalarının doruğa çıktığı gözlendi. Üzüntü verici filmleri sol gözleriyle seyrettiklerinde de ağlamaklı oluyorlardı. Kimbilir belki de bu denemeden yola çıkarak sol gözün kapatılması, sağ göz üzerine de büyütücü bir lens takılmasıyla “iyimserlik gözlükleri” üretilebilir!

Çok geçmeden böylesi bir girişimin yapılacağı kesin. O ana dek izlenecek en iyi yol ise, her iki gözümüzle de yaşamın iyi yönlerini görmeye çalışmak olsa gerek.

Kuruntulu kimselerin kuruntularından kurtulamamalarının en büyük nedeni, sözü geçen davranış kuralını göz ardı etmeleridir. Sıkıntılarından kurtulmaya çalışmak yerine, onları varlıklarının odağı durumuna getirirler. Kendilerini ölümün eşiğine getiren zatürreyi atlattıklarında ölümcül kızarık ve şişliklerin pençesine düşerler. Çok daha olumlu bir yaklaşım ise yaşlı bir hastamın kendisine nasıl olduğunu sorduğumda bana verdiği cevapta saklıdır: “Sırt ve bacak ağrılarım sürüyor ama ben kendim çok iyiyim, teşekkür ederim.” Bıktıran öksürükleri, baş ağrısını ya da hazım güçlüğünü bir türlü kafanızdan atamıyorsanız, Emil Coue yöntemini uygulayıp kendi kendinize, “Geçiyor, geçiyor, geçiyor” diye telkinde bulunun.

Olumsuz düşüncelerimizi en aza indirgeyebilmemiz için bağışlamayı ve unutmayı da öğrenmemiz gerekir. Birçok insan, yaşamı boyunca suç ve günah duygusundan kendini arıtamaz. Kimileri de geçmişteki başarısızlıklarından dolayı yakınır dururlar. Biritanya Başbakanı Arthur Balfour, Muhafazakâr Parti liderliğini yitirdiğinde, “40 yıl önce Eton’da da hakkımdaki yersiz yakınmalarla karşı karşıya kalmıştım” der. Böylesi ezilmişlik kuruntuları sağlığımızı bozup mutluluğumuza gölge düşürebilir.

Günah çıkarma işleminin en büyük yararı duygusal bir boşalma olanağı sağlaması, yanlışların kabullenilip günahların bağışlatılmasına ortam hazırlamasıdır. Putperestler de bu işlemin değerini anlamış ve tanrılarına kurbanlar adayarak günahlarını bağışlatmaya çalışmışlardır. Dinsi inancımız ne olursa olsun zihnimizi olumsuz düşüncelerden kurtarma işlemine düzenli olarak zaman ayırmamız gerekir. Pope’nin de belirttiği üzere.

“Yanlışlık yapmak insana özgüdür, bağışlamak ise Tanrı’ya.”
 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın

avatar
wpDiscuz