Öyleymiş Gibi Davranın

Yaşamımız boyunca sık sık kuşku ve korkulara kapılırız. Böylesi anlarda edilgen, verimsiz bir heyecana saplanmaktansa aklımızı başımıza toplayıp ne yapacağımızı biliyormuş gibi davranmamız gerekir.

Özgüven duygusunu kazanmanın etkili ve hızlı bir yoludur bu, çünkü yaşamımızın akışını düşüncelerimiz belirler. Theodere Roosevelt, biyografisinde, çocukken sinirli, uyumsuz ve çekingen olduğunu yazar. Kendine güvenen, kararlı bir kişi olabilmesi için birçok sıkıntı ve zorluğa katlanması gerekmiştir. Bunu yaparken Marryat’ın bir roman kahramanının uyguladığı tekniği uygular. “İlk cepheye gittiğimde çok korkmuştum, ancak son derece cesurmuş gibi davranarak, korkumu zamanla yendim” diye yazar Roosevelt.

Standford Üniversitesi’nde yapılmış olan bir deney, söz konusu tekniğin gerçekten de olağanüstü etkili olduğunu gösteriyor. Olgun ve duygusal açıdan dengeli üniversite öğrencilerinden oluşan bir deney grubundan, rolleri kendi aralarında paylaşarak tut-sak-gardiyan oyunu oynamaları istenir. Böylelikle gençlerin kimi bir tutsakmış gibi, kimi de bir gardiyanmış gibi düşünüp davranmaya başlar.

Özgüven Kontrolü Sağlayın

Birkaç gün içinde davranışları öylesine değişir ki deneye son verilir. “Tutsaklar”ın birçoğunda bunalım, korkaklık ve sinirlilik belirtileri görülür. “Gardiyanlar” ise acımasız birer kişiliğe bürünmüş, tutsaklara acı çektirmekten gerçekten zevk almaya başlamışlardır.

Projeyi yürüten profesör Philip Zimbardo dönüşümü şöyle özetler:

”Bir haftadan daha kısa bir süre içerisinde bir yaşam boyunca öğrenilenler (geçici olarak) unutulmuştur; insana özgü değerler askıya alınmış, kişilik bunalımları yaşanmış, insan doğasının en çirkin, en kaba ve en marazlı yanı yüzeye çıkmıştır.”

Verdiğimiz örnek, “öyleymiş gibi davranmak” tekniğinin etkisini yeterince gösteriyor olsa gerek.

Nefes Alışverişi Korkuyu Azaltır

Psikologlar zaman zaman duygusal etkilere gösterilen; kasların gerilmesi, terlemenin artması, soluk alış verişlerin hızlanması gibi fiziksel tepkilerin, değişen ruhsal durumumuzun nedeni mi yoksa sonucu mu olduğu sorusuna cevap ararlar. Cevap ne yönde olursa olsun elimizdeki veriler, bedensel tepkilerimizi düzenleyerek duygularımızı denetim altına alabileceğimizi göstermektedir. Soluk alış verişimizi yavaşlatarak korkumuzu azaltabilir, kaslarımızı gevşeterek kızgınlığımızı dindirebilir, yüzümüzden gülümsemeyi eksik etmeyerek umutsuzluğumuzu yenebiliriz.

Yaşamı Ten Başına Geçirmeyin

Böylesi yöntemlerle kişi, kendine güven duygusu kazanabilir. Öte yandan hiç kimse yaşamını tek başına sürdüremez. Fiziksel ve ruhsal sağlığımız kişisel niteliklerimize olduğu kadar, diğer kişilerle kurduğumuz ilişkilere de bağlıdır. Yahudi dini lider Hillel’in 2000 yıl önce sorduğu gibi, “Ben kendim için değilsem, kim benim için; yok yalnızca kendim içinsem, ben kimim?” Bu sorunun cevabını dördüncü bölümde aıayacağız.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
61

avatar
wpDiscuz