Özveri ve Sevgi !

Diğer insanlarla sıcak ilişkiler içerisinde yaşayabilmek için tarih boyunca toplumsal gelişmelere kanıt olarak ortaya çıkmış görgü ve davranış kurallarını incelememiz gerekir. Her ne kadar Batı toplamlarında gözden düşüyor görünseler de gerektiğinde savaşçı bir niteliğe bürünebilen, ancak çoğu zaman ince düşünceli, dost canlısı ve ılımlı davranışlar sergileyen vahşi kabilelerde söz konusu kurallar hâlâ geçerliliklerini korumaktadırlar.

Şaşırtıcı ölçüde eliaçıklık gösteren bu ilkel insanlar, zaman zaman gerçek insans ev erliğin en parlak örneklerini verirler. Sözgelimi, Eskimolar’ın armağan törenleri olarak bilinen armağan verme partileri, eli açıklık ve bolluk açısından bizdeki yılbaşı partilerini geride bırakır.

Eliaçıklığa Karaayak yerlilerinin Güneş Dansı törenlerinde de rastlanır. Amerikalı psikolog Abraham Maslow sözü geçen törenlerden birinde, kabile reisinin içerisinde battaniye ve Pepsi Cola kasalarının da bulunduğu tüm mal varlığını kabiledeki dul, yetim, hasta ve körlere bağışladığını görür: “Güneş Dansı bittiğinde tüm mal varlığını dağıtmış, üzerinde elbiselerinden başka hiçbir şey kalmamıştı” der Maslow. Biz de daha ölçülü armağanlarla -teşekkür kartlarıyla, sağlık mesajlarıyla, çiçek buketleriyle- duygu birliğimizi, ilgimizi ve sevgimizi belirterek yaşamlarımızı daha da zenginleştirebiliriz.

Karşımızdakinin zayıflıklarını eleştirmek, erdemlerini dile getirmekten daha kolaydır ama özveri li olmak gerekli. Ne var ki davranışçı psikologlar insanlar arası ilişkilerin sürekli ve sağlıklı kılınmasında övgünün, yergiden çok daha etkili olduğunu belirtiyorlar. Çevresindekilere diken değil çiçek uzatanlar, gerginliklerin yatıştırılmasında ve insanların huzura kavuşmasında yatıştırıcı ilaçlardan çok daha etkilidirler.

Bilmek Bağışlamaktır !

Diğer insanların davranışlarında yanlış aramak isteğine gem vurmak, pek de kolay değildir. Bu yıkıcı davranış genellikle, yansıtma olarak bilinen psikolojik savunma mekanizmalarının bir dışavurumu biçiminde oluşur. Bu olumsuz eğilimi, kişinin belirli bir davranışının tüm sonuçlarını değerlendirmeden eleştiriye yönelmeyerek ortadan kaldırabiliriz. Davranışların neden ve sonuçlarını bütünüyle kavramamız bizi, daha doğru ve daha yapıcı eleştirilere yöneltecektir. Bir Fransız deyişinde de olduğu gibi, “Bilmek, bağışlamaktır.”

Burada da diğer insanların yanlışlarına hoşgörü ve anlayışla yaklaşıldığı kültürlerden öğrenecek çok şey var. Bir Kızılderili duasında şöyle deniyor “Komşunun malcosenleriyle uzun bir yürüyüş yapmamışsan, onu eleştirme. “

İncelik, ölçülülük, düşüncelilik, anlayış, hoşgörü ve eliaçık-lık insanlar arası ilişkileri ilerleten, arkadaşlık isteği yaratan, dolayısıyla da ruh sağlımızı güçlendiren davranışsal eğilimlerdir. Bu eğilimler değişik duygu ve düşünceler besleyen insanların dayanışma içerisinde, etkin bir biçimde çalışabilmesini de sağlar ki bu da bu eğilimleri davranışlarımızla somutlaştırarak gerek kendi yaşamımızı gerekse içerisinde bulunduğumuz toplumun yaşamını zenginleştirebileceğimizi gösterir.

Grup Etkinliklerine Katılın

İnsanoğlu tarih içerisinde, on-on iki kişilik küçük gruplarda çalışma ve 3.000-5.000 kişilik yerleşim merkezlerinde yaşama alışkanlığını kazanmıştır. Günümüz insanının en büyük çıkmazı, binlerce insanın çalıştığı çok uluslu kuruluşlarda çalışıp, milyonlarca insanın yaşadığı kentlerde yaşamak zorunda bırakılmasıdır. Bu dev kabilelerdeki yaşamın bir gereği olarak bireyler birbirlerine ve kendilerine karşı yabancılaşmaktadırlar. Bu yabancılaşmayı da ancak ve ancak benzer düşüncedeki kişilerle ortak etkinliklere katılarak giderebiliriz.

Fransız Devrimi’nin parolası Liberté! Egalité! Fraternité! (Özgürlük! Eşitlik! Kardeşlik!) idi. Özgürlük ve eşitliğe belli ölçülerde ulaştığımızı düşünürsek, artık kardeşlik için uğraşmamız gerektiği gerçeği daha da belirginlik kazanıyor.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
51

avatar
wpDiscuz