Pollyanna gibi Mutlu Olun

Kimi insanlar öylesine şartlanmışlardır ki, yaşamın hep olumsuz yönlerini görürler. Bir azizde kişilik bozuklukları bulur, Mona Lisa’ya baktıklarında Vinci’nin yanlışlıklarını görür, Giaconda’nın yüz güzelliğini ve anlatılamaz gülümsemesini göz ardı ederler.

Kimi insanlar ise yüzlerinden gülücüğü eksik etmez, her kötü olayda iyi unsurlar bulurlar. Eleanor Porter’ın romanının genç kahramanı Pollyanna ele avuca sığmaz bir iyimserâir. Dünyaya pembe bir gözlüğün ardından bakar.

Karamsarlıktan Vazgeçin

Karamsarlar çocukca bulsa da pratik ve bilgece bir yaklaşımdır bu. İnsanlar, olgular ve olaylar ne bütünüyle beyaz, ne de bütünüyle siyahtır. Dolayısıyla iyi yönlerinden de söz edilebilir, kötü yönlerinden de. Bir gülün güzelim görüntüsünün keyfini çıkarmak varken, dikenlerinden yakınmak niye?

Toprağın beslenmesinde can alıcı önem taşıyan yağmura sövmek niye? John Ruskin değişken Britanya havasına neşeyle yaklaşır: “Güneş ışığı keyif verir; yağmur dinlendirir, rüzgâr bizi canlandırır; kar neşemize neşe katar. Kötü hava diye bir şey yoktur, yalnızca iyi havanın çeşitli biçimleri vardır.”

Önyargılı Olmayın

İnsanlar hakkındaki yargılarımız için de aynı durum geçerlidir. İnsanları sık sık övmek, yermeden önce uzun uzun düşünmek gerekir. Oyuncu Joyce Grenfell için bir arkadaşı söyle der: “Joyce herkeste iyiyi arar, aradığı için de bulurdu.”

Gerek iyi günlerimizde gerekse kötü günlerimizde hastalandığımızda, düş kırıklığına uğradığımızda, duygusal sarsıntılar geçirdiğimiz, parasal zorluklar çektiğimizde Pollyanna ilkesini uygulayıp her şeyde “iyi”yi aramamız, sağlık ve mutluluğumuzun eksilmesini önleyecektir.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
133

avatar
wpDiscuz