Dünya Çapında Pornografi !

Çağımızın cinselliğinde, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde pornografiden bahsetmeden geçmek gerçekçi olmaz. Bugün Avrupa’nın bütün şehirlerinde pornografinin en canlı yansıtıldığı seks shopları her yerde bulmak mümkün. Türkiye’de de bu tür pornografik malzemenin satıldığı yerler büyük şehirlerde pek ayak altı dükkânlar şeklinde olmasa da, oldukça yaygın. (+18)

Pornografi sözcüğü eski Yunanca bir kelime olan “pornographos”tan türetilmiştir. Bunun o zamanki anlamı “fahişelerin yazılan”dır. Bugün de bahsedildiği gibi fahişelik dünyanın en eski mesleğidir. Ancak Antik Yunan’da fahişelerin toplumdaki yeri oldukça yüksekti. Bunların arasında şairler ve yazarlar bulunurdu ve yazdıkları metinler çoğu açık saçık olan bir cinsellik edebiyatıydı. Bugün fahişeler birçok toplumda aşağı görülüyorsa da, birçok toplumda bazı kadınların fahişelik erdemi (!) ile saygın bir konuma geldikleri herkes tarafından bilinmektedir.

Genelde Ortaçağ Batı değerlerinin ve bazı dinlerin etkisi ile çıplaklık ve cinsellik aşağılanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki cinsel devrim ile cinsellik, pornografi ile tekrar insanlara ulaşmaya başlamıştır. Antik Çağ’daki Yunan, Roma, ve milat öncesi Asya’daki Hint, Çin, Mısır ve Japon toplumlarında ve Amerika’daki Aztek kültüründe ve geçmişteki değişik uygarlıklarda cinselliğe doğal olarak bakılmış,

Tanrı’nın yaratığı insan bedeni tüm estetiği ve cinsel birleşmeyi de içeren cinselliği ile bütün sanat eserlerinde yansıtılmıştır.

İnsanlar binlerce yıl doğallık içinde cinselliği yaşamışlardır. Cinselliğe onurlu bir yer verilmiş, cinsel birleşme tanrısal bir olgu olarak yüceltilmiştir. Özellikle Hindistan’daki çeşitli mabetlerdeki rölyefler bunu açıkça göstermektedir. Buna örnek olarak Tantristlerin yaptığı Hindistan’daki Khajuraho Tapınağı’na ait cinsel birleşme görüntülerini içeren bir fotoğrafı kitabımızın Tantra bölümünde bulabilirsiniz

Pornografiye bakış açısı yanlış  !

Günümüzde genel olarak insanlar pornografiye müstehcen olarak bakarlar veya en azından herkes pornografi sözcüğünden çok değişik şeyler anlarlar. Porno ve pornografiden bahsederken ülkemizde insanların birçoğunun gözünde şeytani bir pırıltı belirdiğini ileri sürüyorlar. Ünlü seksologlar Masters ve Johnson ile Hartman ve Fithian yıllardır işlevsel cinsel sorunların tedavisinde pornografinin kullanılmasını öneriyor.

Özellikle cinsel istek azlığı ve kadınlarda orgazm olamama gibi durumların tedavisinde pornografiden yararlanılıyor.

Bizim toplumumuzda insanlar genelde sizi tanımıyorlarsa mahcup, masum ve saf görünüm sergiliyorlar. Cinsel sorunlarla gelen insanlarla yaptığımız konuşmalarda, taşradan, kırsal kesimden de gelse porno video seyretmemiş kimseye rastlamadım.Şimdi size ülkemizden taşra kesiminden insanların pornografiyi nasıl yaşadığına örnek bir haber ; Artvin’de bir lisenin kadın resim öğretmeni olan H.A. (27), öğrencisi S.E. (19) ile aşk yaşamaya başladı.

Öğrenci S.E. öğretmeni H.A. ile cinsel ilişkiye girerken bunu yatak odasında sakladığı kamerayla gizlice kaydetti.

Kameradaki görüntüler, CD’ye aktarılıp çoğaltıldıktan sonra kentte herkese dağıtıldı. Geçen Mayıs 2005’te kimliği açıklanmayan bir kişi, eline geçen öğretmen ve öğrencinin porno görüntülerinin bulunduğu CD’yi Artvin Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi’ne götürerek teslim etti.

cinsel-cinsellikPORNOGRAFİYİ NASIL ALGILADIĞIMIZ ÖNEMLİ !

  • Polis yetkilileri de CD’yi savcılığa verdi.
  • Bunun üzerine öğretmen ve öğrenci hakkında soruşturma açıldı.
  • Savcılık, öğretmen H.A. ile öğrenci S.E.’nin ifadelerini alarak serbest bıraktı.
  • Şikâyetçi olmayan öğretmen H.A.’nın tayini başka bir şehire çıkartıldı.
  • Artvinli öğrenci S.E. de liseden mezun olduktan sonra ortadan kayboldu.
  • Sanatçı mankenlerin son günlerdeki erotik görüntüleri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı harekete geçirdi.
  • Manken Asuman Krause’in bir takvim için verdiği çırılçıplak pozlar, Ayşe Hatun Önal’m askısı düşünce ortaya çıkan göğüs uçları, Şebnem Özinal’ın Genco Erkal’la oynadığı “Yarışma” adlı tiyatro oyununda sutyeninden fırlayan göğüslerinin görüntüleri üzerine Diyanet, “Haya Utanma Duygusu” diye hutbe hazırlattı.
  • Geçtiğimiz yıl içinde camilerde okutulan ve Diyanet’in internet sitesinde de yer alan hutbede, çıplak görüntülerin halkı üzüp rencide ettiği, gençleri olumsuz yönde etkilediği ifade edildi.

Bazıları bu görüntüleri estetik bulabilir.

Bazıları rahatsız olabilir. Bazıları şöyle soruyor: Acaba TV’lerde, yazılı basında gösterilen hunharca cinayet ve harp sahneleri, insanlara yapılan işkenceler ve her palavra dizide gözümüze sokulan şiddet normal mi? İnsanlara, gençlere, çocuklara gösterilen bu şiddet nedir? Acaba halkımızı üzüp rencide etmiyor mu? Bu şiddetin sürekli gösterilmesi gençleri olumsuz yönde etkilemiyor mu?

Porno hayatın bir gerçeği ama hiç kabul edilmez !

Bunların hepsi acaba mesleki kazalar mı, yoksa birer teşhircilik örneği mi? Kararı okuyucuya bırakalım!!! Pornografi her yerde yaygın, herkes çok meraklı ve hatta bunun tutkunları var. Fakat açıkça sorduğumuzda insanlarımız pornografiyi genelde aşağılar. Çoğu insan pornografiyi kaba bulur, erotizmde ise daha sanatsal bir yön, bir ruh olduğunu iddia eder. Kanımca sıradan biri için pornografi ve erotizmi ayırmak zordur. Bireyin burada bakış açısı ve değer yargıları öne çıkar.

Bazılarına göre açık saçık yayınlara bakmak, filmleri seyretmek meraktandır. Belki de insanlar yaşayamadıkları cinselliklerini, düşlerini, fantezilerini burada buldukları için pornoya yönelirler.

Toplumumuzun çoğunluğuna göre “kaka çocuklar” ancak böyle şeylere bakar. Halbuki gerçek ülkemizde pek çoğumuzun dudaklarını uçuklatacak şekilde önümüze seriliyor. 2003 yılında “Aktüel” dergisi’nin 635 nolu sayısında “Ev yapımı porno film sektörü Türkiye’de de patladı. İnternette bu filmlerin takas edildiği siteler var” diye haber çıktığında çoğu insan pek inanmamışta.

ID:45721390

BİZ ÇOK NAMUSLUYUZ !

Bizdeki genel görüşe göre böyle şeyleri ancak yabancılar yapar. Biz çok namusluyuz! Bizde böyle şeyler olmaz. 2004 yılında Haftalık dergisi 49. sayısında Almanya’daki gurbetçi Türk kızlarının porno sektöründe çalışırken yaşadıklarını gözler önüne seriyordu. Yani, biz pornoya bakmayız, bunlar kötü şeyler, diyenler birdenbire porno artisti oluyorlardı. Bunun kamuoyuna yansıması “Duvara Karşı” filminin Berlin Film Festivali’nde 1. olması ve devam eden skandallarla oluyordu.

Geldik 2005’in Eylülü’ne biz cinsel sağlıkla ilgili konferans verirken kullandığımız kelimeleri özenle seçmeye çalışırken, kaza ile insanları rencide etmeyelim diye çaba gösterirken, bakın yurdumun insanı neleri çoktan aşmış. Tutkun Akbaş’ın Tempo’nun 926 nolu sayısındaki yazı başlığı şöyle: “Ev pornosu patladı! Fotoğraf ya da filmlerini internet sitelerinde yayınlayan sevgililer eşler ve şahısların sayısı giderek artıyor.”

O “malum görüntülerin” manken oyuncu G.Ö.’e ait olup olmadığı tartışıladursun, “oradaki kadın” aslında bir “ev pornosu” kurbanı! Türkiye’de artık “çıldırmış” biçimde bedenini, yatağını, cinsel yaşamını teşhir eden, bunu paylaşmaktan büyük zevk duyan ‘yeni tip’ insanlarla karşı karşıyayız. Özellikle dijital teknoloji ve internet, bu işe “tuz biber ekti”! Durum odur ki, efsane dergi Playboy’un tahtının sallandığı, porno sektörünün bile darbe yediği sürecin adı “ev yapımı porno”.

PORNODA TİCARİ KAYGI YOK

Artık çiftler evli olsun ya da olmasın, cinsel yaşamlarına yeni bir heyecan kattılar. Tabii izinsiz çekilen görüntüler, bunların en büyük mecra olan internet ortamında paylaşıma sunulması, işin tartışmalı boyutu! Ev pornosunun doğal olarak kurbanları da var arük. Yani teknoloji, insanların “yatak özgürlüğünü” bile kısıtladı.

Tempo’nun öyküsünü dinlediği kadınlar ve erkeklerin, aynca amatör porno işi yapan internet sitesi sahiplerinin altını çizdiği ortak nokta şu: Teşhircilik müthiş bir cinsel fantezi olarak fpatladı. Klasik röntgenciliği de aşan, eski değerlere yeni çağın, özellikle de internetin katkısıyla bambaşka bir boyut getiren “ev pornosu”, çılgınlık derecesinde. Öyle öyküler anlatılıyor ki!  Evli çiftler arasında bu işin yaygınlaşması gerçekten şaşırtıcı.

Yani ülkemizde bazı insanlar pornografiye bakmak yerine, kendileri porno yıldızı gibi internette teşhir ediyorlar.

Şimdi sıkı durun! Tempo’nun 929. sayısında ? Tutkun Akbaş 27 Eylül 2005’te söyle bir başlık  atıyordu: “Türbanla Porno. Tempo muhabirinin 5 aydır izini sürdüğü, gizli türbanlı porno dünyasından çarpıcı notlar: Türbanlı kadınların seksi  fotoğrafları sergileniyor, cinsel fanteziler paylaşılıyor, diğer yandan da yapılan işin günah olup olmadığı tartışılıyor… Kimisi cinselliğe ilişkin ‘fantastik fetvalar’ veriyor, türbanlı kızlar seks itiraflarında bulunuyor. Tempo, türbanlı porno dünyasının şifrelerini çözdü, muhataplarıyla konuştu vs.”

İlgi duyanlar ayrıntı için Tempo’nun yukarıda bahsi geçen sayısına bakabilir. Yazılı basınımızda çıkan bu yazı ve haberlere bu kitapta yer verip vermemek için çok düşündüm. Bu kitaba koyacağımız resimleri seçerken defalarca toplantı yaptık. Tıbbi seksoloji açısından ve cinsel sağlık açısından çok önemli bilgiler verdiğim bu kitaba koyacağımız resimleri titizlikle seçtik. İnsanımızı rencide ederiz diye çok çekindik. Bu yukarıda ülkemizdeki yeni pornografi akımlarını da yansıtırken çok düşündük.

pornografi-pornoLİSELERDE PORNO ÇILGINLIĞI !

Ancak pornoda yaşanan gerçek, bir dergiye göre, liselere kadar indiği için, bu gerçeği bilginize sunmak gereğini duyduk. M. Nedim Koca Haftalık dergisinin 25 Kasım 2005 tarihli 138. sayısının 52-55 sayfalarında “Liselerde Porno Çılgınlığı” başlığı altında, bence savcılığı harekete geçirecek bir haber geçiyordu. Bu habere göre;”Bazı lise ve üniversite öğrencileri arasında başlayan yeni bir akım çılgınlık boyutuna ulaştı. Sınır tanımayan kimi gençler, kişisel porno filmlerini çekip kendi aralarında dağıtmaktan çekinmiyor.

Gizli saklı hiçbir şeyleri yok. Ve sadece erkekler değil, kızlar da görüntüleri kaydediyor. Önce elden ele dolaşan ‘şahsi pornolar’ sonra internet sayfalarında dünyaya açılıyor.” Bu haberin yorumunu da okuyucumuza bırakıyorum.

Batı’da “yetişkinlere” hitap eden hangi kitapçıya girerseniz dünyanın belli başlı pornografik dergi ve yayınlarının binbir çeşidini bulabilirsiniz. Yayıncılar bir taraftan rafları dolduracak yeni ve ilginç konular arayadursunlar videocular da bu salgına ayak uydurup fazla gelişmiş gençleri de kullanarak, insanın nefesini kesen isimlerle piyasaya yeni kasetler ve CD’ler sürüyorlar. Pornografik kasetlerin durumu da ilginç. 1972’de “Deep Throat” filme alındığında satıştan 25 bin dolar beklenirken, sağlanan 50 milyon dolarlık kâr yapımcıları da şaşırtmıştı.

PORNO SEKTÖRÜ DÜNYADA ÇIĞIR AÇTI !

ABD’de toplam geliri 10 milyar dolara kadar çıkan pornografik malzeme satışlarının bundan böyle ne kadar olacağını kimse kestiremiyor. Ancak bu tür yayınlardan birinin sahibi bir uzmanın dediği gibi “Pornografiye karşı çıkanlar her devirde bulunacak ama pornografi de her zaman yaşayacak.” Türkiye’de de pornografi günlük yaşamın bir parçası haline geldi gibi görünüyor. Tabii geçmişte Osmanlı zamanında cinsel birleşme şekillerini içeren Bahname adlı kitapların da birer pornografik yayın olduğu ileri sürülebilinir.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
1221

avatar
Sıralama:   En yeniler | Eskiler | En popüler
Tuncay
Ziyaretçi

Bilimsel bir makale resmen güncel olaylar eşliğinde porno ve dünya geneli analizleri yapılmış helal olsun. Öyle çamur ayaklarını bırakın nefsi ve penisi olan herkes pornocudur kardeşim. KİMİSİ BUNU BELLİ EDER KİMİSİ NEFSİNE HAKİM OLUR KİMİSİ İÇİNE ATAR BİLİNMEZ AMA BUNLAR GERÇEK pornodan kasıt yatağa atmak değil ruhlar porno olması. Bunlar gerçek yazara helal olsun

ergen
Ziyaretçi

Dünyada heralde bi iran birde Türkiye pornografide gizlilik olarak hat safhada. Baksan gelişmiş toplumlalara bunları aşmış bizde yasaklamalar nedeniyle gizli sapık aile içi şiddet forever

aydın
Ziyaretçi

Vallahi pornografi ile ilgili böyle geniş çaplı bir makale görmedim örnekleriyle sanatçılarıyla 🙂 ama doğru olan son sözü yazmışsınız porno her zaman vardır inkar edende her zaman olacak.

wpDiscuz