“Frengi” olarak da bilinen hastalık, deri ve mukozalardaki lezyonlarda, cinsel ilişki sırasında temasla, enfekte kan transfüzyonuyla ve transplasental yolla bulaşır.

Tuvalet gibi ortak kullanım alanlarından bulaşma söz konusu değildir. Dudak veya ağız içi lezyonu olan bir insanla  dudaktan öpüşmek de diğer bir bulaş yoludur. Primer, sekonder ve erken latent sifilizde bulaşma riski varken, geç sifilizde yoktur. Sekonder sifiliz lezyonların fazlalığı ve çeşitliliği nedeniyle en bulaşıcı dönemdir. Enfekte eşten hastalığı kapma olasılığı %10-60 arasında değişmektedir. Cinsel temasın sıklığı, tipi, hastalıklı bireydeki lezyonların tipi ve yaygınlığı bulaşmayı etkileyen faktörlerdir.

Dünya genelinde primer ve sekonder sifilizin insidensinde 2. Dünya Savaşı sonrasında penisilinin keşfi ile düşüş olmuştur. Ancak 1960’ların başlarında insidenste tekrar artış olurken, 1970 hatta 1982’ye kadar düşüş gözlenmemiştir. Batı Avrupa ülkelerinin tersine Amerika’nın güneyindeki şehir ve taşra kısımlarında 1990’larda artış olmuş, daha sonra azalarak 2000’de en düşük noktaya gelmiştir.

Ancak 2001 ‘de enfeksiyonun sadece erkeklerde artışına bağlı olarak bir yükselme olmuştur. Amerika’da yaşayan siyah ırk ve İspanyollarda, bunun yanında homoseksüel ve biseksüel erkeklerde diğer populasyona oranla 5-25 kat daha sıktır; bu da sosyal ve cinsel riskli davranışın göstergesidir. Paralı seks yapan, birden fazla cinsel eşli yaşam biçimimi seçen, madde bağımlılığının yaygın olduğu toplum bireylerinde hastalık yayılabilir.

frengi-hastaligiABD’de 1998’de bildirilen insidens 3.2/100.000’dir. İngiltere’de 1990-1998 yılları arası tanı konulan olgu sayısında her iki cinste de değişiklik gözlenmezken,1998-2000 arası erkeklerde ikiye katlanmış, kadınlarda da %53 artış göstermiştir. 2000 yılında sifiliz enfeksiyonlarının %48’i eşcinsel ilişki yoluyla edinilmiştir.

1990’dan sonra 1997’ye kadar Rusya Federasyonunda ve benzer şekilde doğu Avrupa ülkelerinde bildirilen olgu sayılarında artış olmuş; daha sonra düşmeye başlamıştır. Rusya ve diğer Doğu Bloğu ülkelerindeki hareketliliğin artışı ve sınırların açılması ile paralı seks işçilerinin batı Avrupa’ya rahat geçişlerinden dolayı son birkaç yılda önemi tekrar artmıştır.

Ülkemizde bildirimi zorunlu bir hastalık olmakla beraber kayıtlara gereği kadar özen gösterilememesi nedeniyle rakamlar gerçeği tam yansıtmamaktadır. Bildirilen yeni vaka sayısında 2. Dünya savaşı sonrası bir düşüş gözlenirken, 1970’de prevelans 32.2/100.000, 1985’de 8.1/100.000,1997’de ise 5.4/100.000’e düşmüştür.

cinsel-hstalik Sifilizin İstanbul’daki prevelansı ülkenin geri kalanına göre daha yüksektir. 1990’da 100.000’de 19 olgu iken, 1996’da 13.5, 1997’de 16.4, 1998’de 18 fakat 1999’da 197 olgudur. Prevelanstaki bu dramatik artışın sebebi Rusya ve komşuluğundaki cumhuriyetlerdeki sifiliz epidemisi olabileceği düşünülmektedir.

Sifiliz hastaları İstanbul’daki 2 büyük dermatoloji merkezine başvuran hastaların %1.6-5’ini oluşturmaktadır. Bu merkezlerde erkek – kadın oranı 1:3’dür. Erkeklerin %60-80’ninde enfeksiyonun kaynağı paralı seks işçileri iken, %2-4’ünde eşcinsel ilişkiden kaynaklandığı kaydedilmektedir. Kadınlarda ise enfeksiyon kaynağı %50-60 oranında hastalıklı eşleridir.

Ülkemizde bildirimi zorunlu bir hastalık olmakla beraber kayıtlara gereği kadar özen gösterilememesi nedeniyle rakamlar gerçeği tam yansıtmamaktadır.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
1611

avatar
wpDiscuz