Denizi Özlemek.. Umut ve Yaşam

Doç. Dr. Kültegin Ögel HIV Hikayeleri..

Bir sonraki ay 33’üme gireceğim.Eşim Oğuz ise 35’ini doldurdu bile. 10 yıldır birlikte, 8 yıldır evliyiz. Onun gözlerine ilk kez baktığımda ” bu, senin kayıp ruh eşin, yıllardır aradın durdun ya hani. Tam ümidini kesmişken buldu işte seni. Onunla tamamlandın şimdi. Yeryüzünün tüm varoluşları onda, ona adalı artık.” demiştim.

Aradan 10 yıl geçti; ama hala gözleri tüm denizlerden, sonsuz gökyüzünden daha derin, elleri ruhumu çabucak ısıtacak kadar sıcaktır. Birbirimizi o kadar iyi tamamladık ki; o yanımdayken geleceğe dair planlarımı hızla gerçekleştirebildim.

Sevgimiz o kadar yoğunduki..

O da kariyerinin zirvesine ulaştı kısa sürede. Sevgimiz o kadar yoğundu ki; geçen 8 senenin bize hep birşeyler kattığını düşündük.Taki kalplerimizde uzun süredir varolan boşluğun sahibinin küçük kızımız Deniz olduğunu farkedene kadar. Aslında Oğuz daha önce de bahsederdi hep Deniz’den: Ortalarda koşuşturan küçük bir kız, gözleri benimkilere benzemeliymiş. Ona her baktığında beni en masum, en mutlu halimle görebilmeliymiş. Benim asla uslanmayacağını düşündüğü ruhumu Deniz’de şekillendirebilmeliymiş.

Oğuz hep bizim tanrı tarafından seçilmiş olduğumuzu söyler. Der ki: ruhlar bedenlere dağılırken kaybettikleri eşlerini çok nadir bulabilirlermiş. Bulamayanlar ise sonsuza kadar yarım ve mutsuz olurlarmış.Biz mutluluğu ve birbirimizi erken bulmuştuk ve birgün yeryüzünü terk edecek olduğumuzda bu iki seçilmiş ruhun ortak eserinin burada kalıp iyi ve güzel şeyleri kaldığı yerden devam ettirmesi gerektiğini düşünürdük.

Uzun Süredir Rüyalarımda bir Kız Çocuğu Vardı

Ama neden bu kadar beklemiştik. Hayatımızdaki en önemli şey Deniz olmasına rağmen, hep biyerlerde erteleniyor olmaktan şikayet etmeden, bir araya gelebileceğimiz günü sabırla bekleyen de o oldu.

Uzun süredir bir kız çocuğu vardı hep rüyalarımda.Anlamlandıramıyor yada üstünde düşünmüyordum çoğu kez. Ama son zamanlarda gözlerime bakıyordu, anne deyip koşuyordu bana doğru ve kucağıma atlıyordu. Saçları Oğuz’unki gibi dalga dalga güneşle parıldıyordu rüyamda, gözleri yıldız yıldız parlıyordu. Ve ben hep onunla birlikte olmaya doyamadan uyanıveriyordum. Onsuzluğa daha fazla dayanamazdım artık.

Bunu Oğuz benden önce anlamış olacak ki; birgün elinde bir çift pembe papuçla geliverdi.” Bil bakalım bunlar kimin?”dedi.Yine aynı anda akıllarımızdan aynı şeyler geçiyordur diye düşündüm ve cevap vermedim,devam etti. “Bunlar Deniz’in…” dedi.

“Güneşli bir bahar sabahı bu papuçları giydiriyorum küçük kızıma, beraber parka gidiyoruz. Bir elinde kocaman bir balon, diğerinde ise yanakları kadar pembe bir pamuk şeker. Ordan oraya koşuşturuyor…Düşünsene, yeryüzünde görebileceğin en güzel görüntü bu.Sahip olabileceğimiz en değerli şey için neden daha fazla bekleyelim ki..”

Tam olarak duymak istediklerimi söylemişti Oğuz.Evet işte bir karar vermiştik bile. Çarçabuk bir uzman edindik. Bize hamilelik öncesi prosedürlerden ve yapılması gereken birtakım testlerden bahsetti. Bunlar önemsiz, sıradan şeylerdi bizim için.

Oğuzun Geçirdiği Kaza ve Kan Nakli..

Zira biz Deniz’in eğitimini ve geleceğini en iyi şekilde finanse edebilecek maddi birikime, onu yetiştirebilecek düzeyde eğitim ve tecrübeye sahiptik artık. Bize asla bitmeyecek gibi gelen 1 hafta verdiler test sonuçlarını öğrenmemiz için. Bu süre içinde sonuçlar üstünde fazla düşünmüyorduk aslında. Ama atlıyor olduğumuz bir şey vardı.Oğuz’un 3 ay önce geçirmiş olduğu trafik kazası ve kan kaybı nedeniyle uygulanan kan nakli. Bu 1 hafta içinde Deniz’in saç tokasından, ben hamileyken dinlemek isteyeceği müziğe kadar her şeyi temin ettik.

Süre dolduğunda test sonuçlarını öğrenmek için Oğuz kliniğe gidecek, ben ise onu uzmanın ofisinde bekliyor olacaktım. Her şey yolunda başlamıştı o sabah. Her geçen dakikayla Deniz’e daha çok yaklaşıyorduk. Saatler geçti ama Oğuz gelmedi. Üstelik hiçbir yolla ona ulaşamıyordum. Daha önce de ondan bu kadar uzun süre haber alamadığım olmuştu;ama bu sefer farklıydı. Bu defa yolunda gitmeyen birşeyler vardı.Apar topar çıktım ofisten,hemen kliniğe koştum. Ordaydı, bahçede bir ağacın gövdesine yaslanmış öylece duruyordu, kanı donmuş, ruhu bedenini terk etmişti sanki. Gözlerinde hiç ışık yoktu.

Bırakmak Zorundaymış Gibi Boynuma Sarıldı

Kalbini göremiyordum.İlk kez bu kadar uzaktı bana . Endişelendim, araya bu duvarı çekmesine neden olacak ne olmuş olabilirdi. Yanına yaklaştım; ama hiçbirşey sormadım,soramadım. Gözünün kenarındaki akmamış olan gözyaşı buzdan bir kristale dönüşmüştü sanki ona acı veriyor gibiydi..ne kadar sürdü bu şuursuz halimiz hatırlamıyorum. Bir anda atlayıverdi boynuma. Sımsıkı sarıldı bana. Bırakmak istemeyerek ama bırakmak zorundaymış gibi sarıldı. Bir daha bana sarılamayacakmışcasına hasretle kucakladı beni. Akmaya başlayan gözyaşlarını kalbimde hissediyordum.

Onu daha önce hiç bu kadar şaşkın ve çaresiz görmemiştim. Hıçkıra hıçkıra ağlıyor, kendine engel olamıyordu.Bir süre sonra duraksadı.”Deniz artık yok,ona asla sahip olamayacağız… Deniz’imi ve gökyüzümü kaybettim…” dedi.Hiçbirşey anlamamıştım.”Gözlerime bak Oğuz ” dedim, sorun ne?.

Test Sonucu Felaketimiz Oldu

Test sonucunu duyduğumda kendimi biran içinden asla çıkamayacağım derin, soğuk ve karanlık bir kuyunun en dibinde, yapayalnız hissettim, sadece yalnızlık değildi canımı yakan. Bir parça da öfke de vardı. Ama öfkem Oğuz’a değildi, ortak yazgımızaydı. Çünkü Oğuz’u kendimden ayrı düşünmedim hiç, o benim diğer yarım. Ve bu sorun ona ait olduğu kadar bana da ait.

Bizim yeminlerimiz bu an içinmiş aslında. Bizi ayırabilecek şeyin bırakın hastalık, ölüm bile olamayacağını söyler dururduk hep. Belki  de tanrı yeminlerimizi, bizleri sınıyordu bu şekilde. Yalnız Oğuz değil, küçük kızım da söz konusu olduğunda yeminime sadık kalıp kalmayacağımı deniyordu.

Hayatım boyunca sahip olamayacağım ve Oğuz kadar çok sevebileceğim tek şeyi uğurluyordum gözyaşlarımla. Deniz – mitlerde geçen – güneşin asla, ulaşamadığı ve asla ulaşamayacağı altın saçlı papatyaydı bekli de.

Neden Bu Kadar Soğukkanlıydım..

Deniz de ağlıyor, “bırakma beni” diyordu gidiyorken . Onu son kez düşlerimde görebilmek için, son kez doyasıya kucaklayabilmek için yalvarıyordum tanrıya. Ama bekli de bu bir son değildi. Yani onun sevgisini kalplerimizde yaşattığımız sürece, bu sevgiyi paylaştığımız her çocukta Deniz’i de yaşatmış olacaktık aslında. Neden bu kadar soğukkanlıydım… Akan gözyaşlarını, ışıldayan kalbime değdikçe neden gökkuşakları oluşuyordu hep.

Cevabını biliyorum galiba. Benim görmek istediğim, sahip olayı arzu ettiğim Deniz; ben ve Oğuzdan başkası değildi aslında.Küçük kızımı kaybetmişken Oğuz’u da kaybetmeyi göze alamazdım. Ellerini sıkı sıkı tuttum Oğuz’un. Gözlerine baktım. Sahile vuran her dalgayla beraber gözleri doluyor doluyor ama gözyaşları akamıyordu bir türlü.

“Sen benim her şeyimsin, sakın beni bırakmaya kalkma, hernereye gidecek olursan ol yada seninle birlikte olmamın bedeli her ne olursa olsun senden vazgeçmeyeceğimden şüphen olmasın.Çünkü bu kendimden vazgeçmek olur'” dedim.

Anlamlı ama Suskun Bir Gece Daha..

O geceyi atlatmak zordu. Keskin bir soğuk vardı sahilde, çiselerle ıslanıyor, ısınmak için birbirimize sıkı sıkı sarılıyorduk. Hiçbirşey konuşmuyor ama çok şey anlıyorduk. Geceyi atlattıktan sonra duruma mantıklı yaklaşabilmek gitgide kolaylaştı. Devam eden günlerde uzmanlarla ,danışmanlarla görüştük. Uygun bir tedavi ve uygulanması şart bir yaşam biçimi belirlendi. Derhal tavsiyeleri hayata geçirdik ve tedaviye başladık …

Ailelerimiz dışında kimseyi bu konuda bilgilendirmedik. Aile içi iletişimimizin bu talihsiz olayla daha fazla geliştiğini fark ettik.Yakınlarımızla aramızdaki duygusal bağın adeta güçlendiğini gözlemliyorduk.Belki birçok kişi bizim kadar şanslı olamıyor;ama ne kadar duyarlı ve anlayışlı insanlarla çevrili olduğumuzu hatırlamak bize devam etmek için güç verdi.

Ve Oğuz Umutla Güçlendi..

Oğuz hala adı övgüyle bahsedilen birkaç mühendisten biri. İş hayatında oluşabilecek tek sorunun ilerideki fiziksel düşkünlük olabileceğinden endişeli.Tüm arkadaş ve iş çevresinde her şey yolunda. Kendisi içinde bulunduğu durumu yadırgamayıp, kendini geri çekmedikçe; çevresindekiler onu asla bırakmayacaklardır. Yaşama sevincinden, hayata dair espirili bakış açısından ve bağlılığından hiçbirşey kaybetmedi.Taşıyor olduğu HIV değil, grip virüsü sanki. Kendini bu kadar iyi hissediyor olması bundan sonraki güzel gelişmelerin başlangıcı bence.

Ben hep şöyle düşünürüm ;

 ” 1. değil ama peşi sıra gelen 2. felaketin atlatılamaması, devamında talihsiz olayları körükler. Eğer Oğuz o kötü haberi aldıktan sonra yanında beni görememiş olsaydı ve onun 2. felaketi yalnızlığı olsaydı; bense Deniz’i kaybettikten sonra onu yanımda görememiş olsaydım ve benim 2. felaketim onsuzluk olsaydı, bahsettiğim süreç çok daha hızlı, aksi yönde ve acı verici olabilirdi. “

Ama şu an yaşama ve birlikteliğimize dair farkındalığımız o kadar yüksek ki…Yeniden planlar yapabilmeye başladık geleceğe dair. Daha uçuk hayallerimiz var artık ve hepsini gerçekleştirmeye kararlıyız. Boşa geçirilecek tek saniyemiz bile yok.

Yaşam Şeklimiz Değişsede Umutlarımız Aynı

Belki yaşam şeklimizde evimizin ve hatta yatak odamızın içinde birçok şey değişti;ama değişmeyen ve asla değişmeyecek olanın: ruhlarımızın ebedi huzurunun devamı için,birbirimize ihtiyacımız olduğu ve aradan ne kadar zaman geçerse geçsin,bu süre içinde nasıl sorunlar atlatırsak atlatalım huzur bulduğum tek şeyin; onun gözlerine bakarak,yıldızlı bir gecede sonsuz kainatı ve mucizelerini seyredebilmek olduğunu biliyorum.

Zira insan; bizleri birleştiren yaşam ağının gizine ve evrenin kutsal sırlarına sadık olduğu sürece,karşılaşacağı tüm zorluklarla baş edebilecek kudretle donatılmıştır.

Bu öykü için AIDS Savaşım Derneği Merkez Eğitimci Ekibi’nden Nisa Gül’e Teşekkür ederiz. Doç. Dr. Kültegin Ögel’in özel makalelerinden..

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
255
Sağlık
Sağlık ve Hastalık bilgileri içeren web sitemizde hekimler tarafından hastalık teşhis tedavi tanı belirtileri ve diyet zayıflama bilgileri sadece öneri vasfıyla 35 kategori altında paylaşılmaktadır. Bilgi öneri ve şikayetler için lütfen iletişime geçiniz.

avatar
Sıralama:   En yeniler | Eskiler | En popüler
Aids hiv
Ziyaretçi

Şuan acaba oğuz ne durumda çok merak ettim. 🙁 o kadar güzel betimlenmiş ki hikaye. Ilk başta senaryo sandım. Çok etkilendim hiv aids belasını çok iyi bilirim acil şifalar

deniz
Ziyaretçi

Göz yaşlarımı tutamadım.. hiv hastalarına allah sabır versin

hatun bol
Ziyaretçi

Çok haklısınız allah kimseye vermesin aids kadar kötüsü yok kuzenimi bu yüzden kaybettik günden güne eridi gözümüzün önünde

Ayla semiz
Ziyaretçi

Gerçekten gözlerim doldu.. Bizler bu hastaların dramlarını bilemiyoruz bu kadar içten bu kadar özgün altıma hayret ettim. Aids hastaları merkezlerine bundan sonra daha çok gideceğim. Bu hikayedeki çiftlerin birbirine bağlılığı hastalık sürecinde destek olmaları ve hayattan kopma noktalarına gelip tekrar bir vücut olmaları bence çaresiz olan Hiv Aids hastalığını bile yenmeli ! Allahtan aids hastalarına ve tüm hastalara şifa diliyorum.

wpDiscuz