uykusuzluk ve uykusuzluk tedavisi

Tarih 2008-12-08 16:45:51 / Okuma 968

Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin sorunlar, dinlendirici olmayan uyku, insomnia (uykusuzluk) karşılığı kabul edilmektedir. Gündüzleri yorgunluk hissi, duygu alanında değişmeler (huzursuzluk, hırçınlık gibi), verimlilikte azalma, hatta düşünsel işlevlerde bozulma tabloya eşlik edebilmektedir.

 

Çoğu kişi yaşamlarının bir aşamasında uykusuzluktan muzdarip olur. Toplumun yaklaşık üçte birinde 1 yıl içinde en az bir kez uykusuzluk dönemi ortaya çıkar. Toplumda % 10-15 oranında kronik uykusuzluk görülür. Uykusuzluk tıbbi, ekonomik, sosyal ve psikolojik önemli sonuçları olan bir uyku bozukluğudur.

Uykusuzluk kişinin sadece uyuduğu süreyle ilgili değildir. Önemli olan uykunun kalitesidir. Sabahları kişi kendisini dinlenmemiş hissederek kalkar. Uykusuzluk; uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürme güçlüğü (gece sık sık uyanmalar) ya da sabah erkenden uyanıp tekrar uyuyamama şeklinde olabilir. Gençlerde daha çok uykuya dalma güçlüğü gözükürken yaşlılarda diğer ikisi sık ortaya çıkar.

Depresyon, yaşam değişiklikleri, yaşam olayları, stres etkenleri gibi birçok neden uykusuzluğu alevlendirebilir.

Uykusuzluk genel olarak birincil ve ikincil olarak ikiye ayrılabilir. Birincil olan uykusuzluk genellikle çevresel etkenlere ya da kişinin zihinsel süreçlerine bağlı olarak ortaya çıkar. Çevresel etkenler arasında ışık, ses ve gürültü sayılabilir. İkincil uykusuzlukta ise sağlık sorunları, ağrı, ilaçlar, alkol ya da psikiyatrik bozukluklar birincildir.

Uykusuzluk birincil olsa bile kişide huzursuzluğa, gerginliğe, depresyona, performansta azalmaya, günlük yaşantıda istenmeyen kazalara ve yorgunluğa yol açabilir.

Birincil uykusuzlukta kişide uyuyamayacağına ilişkin olumsuz şartlanmalar ve bilişsel çarpıtmalar vardır. Kişi gece yatağa yatmadan “yine uyuyamayacağını” düşünmeye başlar; bu belirgin bir huzursuzluğa yol açar; bu huzursuzluk nedeniyle kişinin uykusu tekrar kaçar ve sonuçta kişinin bir türlü kıramadığı bir kısır döngü ortaya çıkar. Bu aşamada bir profesyonel yardım kaçınılmazdır.

Uykusuzluk kadınlarda daha yaygındır. Menopoz, adet dönemi ve hamilelik bu yaygınlığa neden olan etkenlerdir.

Uykusuzluk tanısı kolay olan bir uyku bozukluğudur. Genellikle uyku laboratuarında uyku çalışması yapılmaya ihtiyaç duyulmaz ancak bazı durumlarda polisomnografi gerekebilir. Özellikle kişide horlama, gece uykusuzluğa karşın gündüz uykululuk hali, uykuda bacak hareketleri ya da uykuda bölünmelere neden olan başka durumlar varsa uyku laboratuarı tetkiki gereklidir.

Uykusuzluğun tedavisinde çok sayıda yaklaşım vardır. İlaçlar genellikle kısa süreli durumlarda verilebilir ancak kısa sure kullanılmalıdırlar. Belirgin huzursuzluk ya da depresyon varsa antidepresan ya da bunaltı giderici ilaçlar yardımcı olabilir. Uzun süreli uykusuzluk durumlarında ilaçlar, özellikle yeşil reçeteyle verilenler, faydalı değil; tam tersine zararlıdır. Bu durumlarda ilaçlara bağlı yan etkiler ve ilaca bağımlılık gelişebilir.
 

Özellikle uzun süreli uykusuzluk tedavisi için davranışsal ve bilişsel yaklaşımlar oldukça faydalıdır. Yapılandırılmış uyku hijyeni, uyku kısıtlaması, relaksasyon uygulamaları başarılı yöntemlerdir. Bu yöntemlerin uygulaması konusunda bir uzmandan yardım almak gereklidir.

 

Nedenleri

Kafein, alkol ya da uyuşturucu : Kahve, çay veya kola içtiniz ya da çikolata yediniz; muhtemelen de çok fazla. Eğer hassassanız, azıcık kafein bile uykunuzu kaçırır. Belki de yatmadan önce sigara içiyorsunuz, burun tıkanıklığını azaltıcı reçetesiz ilaçlar, soğuk algınlığı ilaçları, diyet hapları veya bronşit ilacı kullanıyorsunuz. Uyku ilaçları ve alkol bazen uykunuzu getirir, ama uykusuzluğu yeniden gündeme getirir (çünkü vücudunuz uyuyabilmek için uyku ilaçlarına ve alkole alışır). Uyku hapları ve alkolle gelen uyku hafifletir ve huzursuzdur.

Tıbbi sorun : Kronik ağrınız var, özellikle de ileri yaştaysanız ve eklem hastalığına yakalanmışsanız.

Anjin (göğüs ağrısı) veya bir kalp hastalığı nedeniyle nefes alma zorluğunuz var. Horlamalı veya huzursuz uyuyorsunuz, gün içinde uykunuz geliyor, uyku apnesi söz konusu. Prostat sorunları, şeker hastalığı ve idrar yolları enfeksiyonu da sık sık idrara çıkmaktan uykunuzu kaçırabilir. Alerjiniz veya kronik tıkayıcı akciğer hastalığı gibi bir solunum rahatsızlığınız varsa, yatarken nefes alamamak sizi uyutmayabilir.
 

Uyku Bozukluğu Belirtileri

 

Aşağıda yer alan durumlar var olan bir uyku bozukluğunun belirtisi olabilir. Bu belirtiler sizde varsa bir uzmana ya da NPiSTANBUL Uyku Bozuklukları Birimi'ne başvurmanız uygun olacaktır.
 
  • Uykuda nefesimin durduğunu söylüyorlar.
     
  • Yüksek tansiyon hastalığım var.
     
  • Geceleri çok fazla terliyorum.
     
  • Geceleri kalbimde çarpıntı ve kalp atımlarında düzensizlik hissediyorum.
     
  • Sabahları baş ağrım oluyor.
     
  • Geceleri nefes alamayarak aniden uyanıyorum.
     
  • Kilo veremiyorum.
     
  • Güniçi uykululuğum oluyor ve dikkatimi toplamakta güçlük çekiyorum.
     
  • Çoğunlukla uyandığımda boğaz kuruluğum oluyor.
     
  • Uykuya dalmakta güçlük çekiyorum.
     
  • Geceleri düşüncelerim çoğunlukla uykuya dalmama engel oluyor.
     
  • Haftanın birkaç günü uyku ile ilgili sorun yaşıyorum.
     
  • Uyanıyorum ve tekrar uyumakta sorun yaşıyorum.
     
  • Sabahları istediğim zamandan daha erken uyanıyorum.
     
  • Uykuya dalmam çok uzun zaman alıyor.
     
  • Çoğunlukla kendimi üzgün ve kederli hissediyorum.
     
  • Okulda ve ya işte konsantre olmakta güçlük çekiyorum.
     
  • Araç kullanırken uyukladığım oluyor.
     
  • Toplantı ve ya sinema gibi sosyal ortamlarda uyukluyorum.
     
  • Çalışırken uykululuk nedeniyle zorluk çekiyorum.
     
  • Uyur uyumaz ve şekerlemelerde hemen rüya görüyorum.
     
  • Sabahları ağzımda acı tat ile uyanıyorum.
     
  • Geceleri öksürük ve ya nefes darlığı ile uyanıyorum.
     
  • Çoğunlukla boğaz ağrım oluyor.
     
  • Geceleri boğulur tarzda nefes açlığı ile uyanıyorum.
     
  • İstirahat halindeyken bacaklarımda kasılma hissediyorum.
     
  • Geceleri hareketli uyumam oluyor.
     
  • Uykuda tekme attığımı söylüyorlar.
     
  • Uykuya dalarken bacaklarımda ağrı ve karıncalanma hissediyorum.
     
  • Geceleri bacak ağrım ve ya kramplarım oluyor.
     
  • Geceleri bazen ayakları hareketsiz tutmakta güçlük çekiyorum, bacaklarımı hareket ettirdiğim zaman rahatlıyorum.
     
  • Birden fazla yastıkla yatmak zorunda kalıyorum.
     
  • Uykuda daha sonra hatırlamadığım konuşmalarım oluyormuş.
     
  • Uyurken yataktan kalkıp dolaştığım oluyormuş.
     
  • Dişlerimi gıcırdattığım oluyormuş.
     
  • Uyurken yataktan düştüğüm oluyor.
     
  • Uyurken eşime ya da oda arkadaşıma saldırdığım oluyor.
     
  • Geceleri çok geç yatıyor; gündüzleri de çok geç kalkabiliyorum.
     
  • Akşam üstü uykum geliyor ve gece yarısı uyanıp bir daha uyuyamıyorum.
     
  • Uykusuz kaldığımda vücut ağrılarım oluyor.
     
  • Uykuya tam dalarken ya da uykudan uyanırken halüsinasyonlar oluyor.
     
  • Uyandığımda yataktan kalkmadan bilincim açık olduğu halde kısa süreli konuşamama ya da kımıldayamama durumu oluyor.
     
  • Sık karabasanlar oluyor.
     
  • Duygusal bir olayla karşılaştığımda kaslarımda ani olarak güçsüzlük oluveriyor.
     
  • Uyandığımda bazen şaşkınlık yaşıyorum.
     
  • Gündüzleri uyanık kalmakta zorlanıyorum.
     
  • Uzun süreli uçak yolculuklarından çok fazla etkileniyorum ve kendime gelmem çok zaman alıyor.
     
  • Gece sık sık kabus görüyorum.
     
  • Rüyalarımdan dolayı gündüzleri huzursuz oluyorum.
     
  • Gece beklenmedik şekilde korku ya da panikle uyandığım oluyor.
     
  • Uykudan bağ ağrısıyla uyandığım oluyor.
     
  • Uykusuzluk nedeniyle gündüzleri çok gergin oluyorum.

ÇOCUK VE BEBEKLERDE UYKUSUZLUK

Uyku çocuk sağlığı ve gelişimi için oldukça önemlidir. Uyku bozukluğu olan çocuklarda davranış ve sağlık sorunları daha sık görülür. Uyku sorunu olan çocuğun ailesi de sorun yaşar. Bununla birlikte çocuklarda görülen uyku bozuklukları ve sorunları kolay tanınır ve bir çözüm yolu ve tedavisi bulunur.

Yeni doğan bebeklerde uyku süresi 16 saatten fazladır. Bu uykunun yaklaşık yarısı REM uykusu diğer yarısı nonREM uykusudur (erişkinlerde REM uykusunun tüm uykudaki oranı % 20’dir). REM uykusunun öğrenme, hafıza, beyin gelişiminde çok büyük rolü vardır. Uyku 6 ay civarında erişkindekine benzer bir görünüm kazanmaya başlar. Erişkindekilerden farklı olarak bebeklerde uyku REM uykusuyla başlar ve gece-gündüz boyunca daha fazla sayıda uyku döngüsü ortaya çıkar. 4 yaş civarında gündüz uykusu konusundaki ihtiyaç giderek azalır. Toplam uyku süresi de giderek azalmaya başlar.

Uyku başlangıcı ya da tek başına uyuma

Bir erişkin için gece uyandıktan sonra tekrar uyumak genellikle bir sorun oluşturmaz. Ancak durum çocuklarda böyle değildir. Özellikle küçük yaştakiler gece uyandıktan sonra tekrar uyumaktan korkarlar. Bu durumda ağlarlar ve anne-babadan yardım isterler. Bu tür durumlarda anne-babalar ne yaparlar? Çoğunlukla çocuklarını rahatlatmaya, sakinleştirmeye çalışırlar. Başarılı olamazlarsa sallarlar ya da birlikte yatarlar. Aslında bu tutumlar çocuklarda var olan korku ve kaygıları daha da pekiştirir. Burada temel sorun çocuğun kendi başına uyumasını sağlayabilmektedir. Anne-babanın yapması gereken çocuğa tek başına uyumasını öğretmektir. Bunu yaparken başlangıçta çocuk direnç gösterebilir ve ağlayabilir. Bunun bir terk ediş ya da ihmal olmadığına çocuğun ikna edilmesi gerekir. Bebeklerde emniyet hissinin verilmesi, açlık ve susuzluğun ihtiyaçlarının giderilerek yatırılması ve rahatsızlık verici durumların ortadan kaldırılması önemlidir.

 

 

Uykusuzluk hakkındaki bir diğer makalemiz ;

 

Uykunun dönemleri var mıdır?

Uykuda farklı 5 dönem dikkati çekmektedir. Bu dönemlerden birisi REM (Rapid Eye Movement) diğerleri ise Non-REM olarak adlandırılmaktadır. Non-REM dönemi kendi içinde iki ana bölüme ayrılabilir:

Yüzeyel uyku (1. dönem ve kısmen 2. dönem)

Derin uyku (3. ve 4. dönemler). Bu dönemleri içine alacak şekilde bir tanım yapılırsa uyku, uyanıklıkla 5 uyku dönemi arasındaki periyodik geçişlerdir denebilir.

Genellikle kısa bir uyanık dönemden sonra insanlar 1., 2., 3. ve 4. döneme girmektedir. Uykunun başlamasından yaklaşık 90-120 dakika sonra da ilk REM dönemi ortaya çıkmaktadır. Daha sonra da 90-120 dakikalık aralarla bir gecede 3-5 REM döneminden geçilmektedir. Genç erişkin insan uykusunun yaklaşık olarak %5-10’unu 1. dönem, %45-60’ını 2. dönem, %20-25’ini 3. ve 4. dönem ve %20-30’unu REM dönemi kapsamaktadır. Genel olarak uykunun ilk üçte birlik bölümünde Non-REM, son üçte birlik döneminde de REM uykusu daha fazla yer almaktadır.

Yüzeyel uyku, uyku-uyanıklık geçişi arasındaki dönemi oluşturmakta olup bu dönemde insanlar kolaylıkla uyandırılabilmektedir. Derin uyku sırasında insanın uyandırılabilmesi için daha şiddetli uyarana ihtiyaç vardır. Bu dönemdeki değişimlerin, bedensel dinlenmeye, yenilenmeye hizmet ettiği kabul edilmektedir. Derin uykunun yeterince uyunmadığı ya da deneysel olarak ortadan kaldırıldığı durumlarda ise insanlar dinlenemediklerinden, sabah yorgun kalktıklarından, yeni bir günün yükünü taşıyacak durumda olmadıklarından yakınmaktadırlar.

Rüyalar ne zaman görülür?

Rüyaların % 80'inin REM sırasında görüldüğü bilinmektedir. Bu dönemdeki değişimler, fizyolojik aktiviteler açısından uyanıklığa benzerlik göstermektedir. REM'in işlevi konusunda iki temel açıklama vardır: birincisi, REM'in amacı gün içinde yaşananları unutmaktır, ikincisi, REM uyanıklıkta alınan bilgilerin düzenlenmesinde hizmet eder.REM'in birey için gerekli bulunmayan kayıtları silerek, gerekli olanları düzenleyerek ertesi güne duygusal ve düşünsel olarak hazırlanmaya hizmet ettiği söylenebilir.Ayrıca hayvan deneyleri, öğrenme ile REM arasında yakın ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.

Uyku bozuklukları yaygın mıdır?

Uyku bozukluklarının genel populasyonda yaygınlığı % 15-35 civarında olup, % 10-20 oranında ağır ve kalıcı bir şekilde uykusuzluktan yakınanlar bulunmaktadır. İnsanların % 50’si yaşamlarının bir döneminde uykusuzluk çekmektedirler. Bu insanların yarısının sorunlarının ciddi boyutta olduğunu ifade etmeleri, uykusuzluğun önemli ve oldukça yaygın olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Yaşa ya da cinsiyete göre uyku sorunları değişir mi?

Araştırmalar kadınların daha fazla uykusuzluk yakınması bulunduğunu göstermektedir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte uyku ihtiyacı da azalmaktadır. Gençlerin daha çok uykuya dalma güçlüğü çektikleri, yaşlıların ise uykuyu sürdürmeye ilişkin sorunlarının ön planda olduğu dikkati çekmektedir. Yaşlılıkla artan hastalıkların uykusuzluk oluşumuna katkısı da yadsınamaz. Süregen uykusuzluk, kadınlarda, yaşlılarda ve bedensel ya da ruhsal hastalıkları olanlarda yaygındır.

Uykusuzluk insanı nasıl etkiler?

Uykusuzluk, hasta için uyuyamamanın ötesinde anlam taşımakta, psikososyal, mesleki alanlarda da sorunlara yol açmaktadır. Araştırmalar, uykusuzluğu olan insanların günlük yaşamlarında ve genel sağlık alanlarında daha çok sorunları olduğunu, giderek yaşam kalitesinin düştüğünü ve zaman/enerji yönünden daha çok yardım aramaya yöneldiklerine işaret etmektedir.

Ruhsal bozukluklarda uyku sorunları daha fazla görülür mü?

Psikiyatrik bozukluklarda uykusuzluk yakınmasının % 75 oranında bulunduğu dikkati çekmektedir. Bunların içinde depresyonda ortaya çıkan uyku bozuklukları özel bir yer tutmaktadır. Depresyonda olan kişilerin uyku örüntüsündeki değişiklikler biyolojik gösterge olarak kabul edilmektedir. Bu örüntüdeki tipik özellikler, kısa sürede REM dönemine girme, geceleri sık uyanma, sabahları erkenden uyanma olarak özetlenebilir. Anksiyete (kaygı) tablolarında ise çoğu zaman uykuya giriş sorunları ön plandadır. Bu hastaların bir bölümü gerginlik nedeniyle, yeterince gevşeme elde edemediklerinden uykuya zorlukla girebilmektedirler.

Uykusuzluk nedenleri nedir?

Uykusuzluğa, uyarılmaya yol açan tüm faktörlerin neden olabileceği söylenebilir. Bu nedenle kaynağında kısa süreli ya da kalıcı psikoljik/biyolojik değişmeler yer alabilir.

Bedensel hastalıklar ve bazı ilaçlar biyolojik faktörler olarak ortaya çıkmaktadır.

Psikolojik faktörler olarak bireyin içinde bulunduğu gerginlik ve kaygı gibi yaşantıların, uykunun başlangıcında beklenen gevşemeye engel olduğu, hatta uyku ya da uyumanın kaygı verici bir yaşantı olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Böylece, hastanın uykuya girişi gecikmekte ya da uykuya geçememekte, uyku başlasa bile kesintilerle sürmektedir.

Aşırı uyku nedir?

Gündüzleri uyuklamaların temel yakınma olduğu aşırı uyku tabloları, tüm uyku bozukluklarının yarısını oluşturmaktadır. Aşırı uyku tablosunun içinde iki önemli bozukluk yer almaktadır: Bunların birincisi uyku apnesi, ikincisi ise narkolepsidir.

Uyku apnesi, bir saatlik uyku sırasında 10 saniyeden uzun süren beşden fazla sayıda solunum durmasıdır. Yaşamı tehdit eden, ani gece ölümlerine neden olduğu ileri sürülen ve yorgunluk, isteksizlik, verimsizlik, düşünsel işlevlerde bozulma, duygusal dengesizlik gibi çeşitli psikiyatrik belirtilere yol açabilen bir tablodur.

Narkolepsi, gündüzleri uyku atakları, karabasan ve diğer ek belirtilerle karakterize bir tablodur.. Tanı, uyku laboratuarlarındaki çalışmalarla konabilmektedir.

Uykuda konuşma, yürüme, kabus neden olur?

Uykuda konuşma, yürüme, diş gıcırdatma, kabus, korku, karabasan, altını ıslatma gibi tabloları içeren uyku bozuklukları (parasomnia'lar) tüm uyku bozukluklarının % 15.'ni oluşturmaktadır. Genellikle çocukluk ve ergenlik dönemde görülmektedir. Çocuk ve ergenlerin yaklaşık dörtte birinde parasomnia görülmektedir. Bu oran, erişkin dönemde % 1’e düşmektedir. Genellikle uykunun başlangıç dönemindeki Non-REM uykusu sırasında görülmekte olan parasomnia tablolarının genellikle psikolojik nedenlere dayalı olduğu dikkati çekmektedir. Bu nedenle tedavinin temelini psikolojik modeller oluşturmaktadır.

Uyku düzeni bozuklukları nedir?

Uyku düzeni (siklus) bozuklukları, tüm uyku bozuklularının % 2.9'nu oluşturmaktadır. Burada zaman zaman gece çalışanlara, uçakla ekvatora paralel olarak yolculuk yapanlara (jet-lag), günlük siklusu 24 saatten kısa ya da uzun olanlara ait tablolar yer almaktadır. Tedavi nedene yönelik olup, ritmin düzenlenmesi temel alınmaktadır.

Uyku bozukluğunun tanısının konabilmesi için,yakınmanın tanımlanması, nasıl ortaya çıktığının ve ilişkili faktörlerin araştırılmasına yönelik olan ayrıntılı bir görüşme , psikolojik değerlendirme yapılmalı ve fizik muayene ile laboratuvar testleri uygulanmalıdır.Ancak görüşme ve incelemeler sonucunda uygun tedaviye yanıt alınamamış, spesifik bir uyku bozukluğuna işaret eden sorunları bulunduğu düşünülen ya da tedavi sonuçları izlenecek hastalar uyku laboratuvarında incelenmelidir.

Uyku sorunlarının tedavisi nasıl oluyor?

Uykusuzluğu olan kişilerin bir sonuç alamamalarına karşın uyumak için alkol vb. maddeleri kullandıkları dikkati çekmektedir. Bu şekilde, tabloya diğer sorunlar eklenmektedir.

Uykusuzluğun kaynağı olarak görülen bedensel ve psikolojik gerginlikle başetmek için gevşeme teknikleri ile gerginlik ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bazı uykusuzluk tablolarında ilaç tedavisi kullanılmaktadır.

Uykusuz insanların bir bölümünde sadece uyku hijyeninin düzenlenmesiyle önemli ölçüde yarar sağlanabilmektedir. Uyku hijyeni için şu noktalara dikkat edilmelidir:

  • çok aç ya da tok olmamak,
  • kafeinli, alkollü, kolalı içeceklerden ve tütün kullanımından kaçınmak,
  • düzenli egzersiz yapmak, ancak akşam saatlerinde heyecan oluşturacak aktivitelerden kaçınmak,
  • uyku gelmeden yatağa girmemek,
  • yatak odasını sadece uyku ve cinsel ilişki için kullanmak,
  • uyuyamadığında uyumaya çabalamamak, yataktan ve yatak odasından çıkarak başka bir yerde zaman geçirip uyku gelince yatağa dönmek,
  • ne kadar uyunursa uyunsun sabah belirli bir saatte kalkmak,
  • gündüzleri uyumamak ve yatak odasını ses, ışık, ısı yönünden izole etmek.

    Aslında bunlar herkesin sağlıklı bir uyku için dikkat etmesi gereken kurallardır.

  • uykusuzluk uyku sorunu uyku hastaliklari ruh hastaliklari uykusuzluk tedavisi

    yorumlar

    Henüz yorum yazılmamış. İlk yorum yazmak isteyen olmak ister misiniz?

    yorum Yaz