Sorumluluk Duygusu

Eylemlerimizin sonuçlarının sorumluluğunu yüklenmeyi öğrenmeden, güven duygusunu kazanamayız. Ancak kişisel sorumluluk taşımayı öğrendikten sonra Victoria dönemi şairi W. E. Henley gibi, “Kaderimin efendisi de ruhumun kaptanı da benim” diyebiliriz. Başarısızlıklarımızın nedeni olarak başka insanları gösteririz çoğu zaman. Duygusal rahatsızlıklarımız vardır, çünkü annesiz ya da babasız büyümüşüzdür. Bir türlü yükselemeyiz, çünkü patronumuz önyargılı bir kişidir.Kilo alırız, çünkü evde sürekli olarak bol kalorili yiyecekler yeniyordur. Sanatsal bir yeteneğimiz yoktur, çünkü yaşam kavgasından başımızı kaldıramamışadır. Kusurlarımızı örtmeyen, yetersiz gerekçelerdir bunlar.

BAŞKALARINA İHTİYAÇ DUYMAYIN

Çoğu zaman kendi geleceğimizi kendimiz belirleme sorumluluğundan kaçmak amacıyla, sırtımızı başkalarına dayar, sağlığımızı doktorların, çocuklarımızın eğitimini eğitimcilerin eline bırakırız.Yaşlandığımızda bakımımızla devletin ilgilenmesini bekler, sosyal hizmet kuruluşlarından emekliler için fonlar oluşturup merkezler açmasını isteriz. İçki ya da uyuşturucu bağımlısı olmuşsak, bağımlılıktan kurtulmak için doktorlara başvururuz. Bunalıma girmişsek, iflas etmişsek ya da işsiz kalmışsak ilgili uzmanlara koşarız. Unutmamak gerekir ki kendi dışımızdaki etkenlere – uzmanlara, danışmanlara ve sosyal hizmetler kuruluşlarına – gereğinden fazla bel bağlarsak bağımsızlığımızdan ödün vermek zorunda kalırız.

KENDİNİZE GÜVENİN !

Avukatlar, doktorlar ve mali danışmanlar değerli görüşler aktarabilirler belki ama, yaşamımızı yönlendirme sorumluluğunu üstlenemezler, üstlenmemelidirler de. Sağlıklı bir özgürlüğe kavuşmak için kendi kaynaklarımıza güvenmeli, tıpkı şelaleler gibi kendi yolumuzda ilerlemeliyiz. Düşünce bağımsızlığı, zihinsel sağlığın ve olgunluğun en çarpıcı belirtilerinden biridir. Ne Rothschild’lar her hisse satın alışlarında yatırım analizcilerinin onayını almış, ne de Napolyon Marengo Savaşı’ndan önce yıldızlara danışmıştır. Tarihteki birçok ünlü kişinin başarısı, yüklendikleri sorumlulukların altından kendi başlarına kalkmayı bilmiş olmalarının bir sonucudur.

Kendimize güvenebilmenin ilk koşulu, kaderimizin efendisi olduğumuzun bilincine varmaktır. Ancak böylelikle yaşamımızdaki tüm başarı ve başarısızlıkların sorumluluğunu kendi omuzlarımızda taşıyabilme gücüne ulaşabiliriz. 12. yüzyıl Fransız azizi ve tanrıbilimcisi Clairvauxlu Bernard’ın deyişiyle, “Kişi ne ederse kendi eder, çektiği cezalar da kazandığı ödüller de kendi hareketlerinin sonucudur.”

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın

avatar
wpDiscuz