Modern yer bilimleri gelişene, yani 20. yüzyıla kadar kadar insanoğlu, umutsuz bir biçimde tuzun peşinde koştu Tarih boyunca tuz o kadar değerliydi ki, bazı ülkelerde asker ve işçiler maaşlarını tuz olarak alıyordu.

Ortaçağ ve Rönesans’ta safraya tuz koymak zenginlerin lüksuydu. Bu dönemde Fransız krallıklarında, kral sofraları mücevherlerle kaplı ve içleri tuz dolu vazolarla donatılırdı. Yerli Kuzey Amerika kültürlerinin bir çağu genel-likle dişi olan tuz tanrılarına tapardı. Amerika kıtasındaki tüm büyük uygarlık merkezleri de tuza kolayca erişilebilen yerlerde kurulmuştu inkalar tuz üreticisiydi.

Değişen yaşam biçimleri, beslenme düzenine dikkatsizlik tuzun aşırı tüketimini de beraber getirdi. Toplumda kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon, diyabet, obezite ve bazı endokrin hastalıklar artmaya başladı. Günümüzde gelinen noktada sağlık otoriteleri uyarılarda bulunuyor.

Çünkü bu hastalıkların tedavisi için beslenme planında tuzun az olması, belki de kesilmesi gerekiyor. Fazla tuz, yüksek tansiyonu olanlarda kan basıncını yükseltiyor, kalp yetersizliği riskini de artırıyor. Diyabetliler aşırı tuz tükettiğinde böbrek fonksiyonlarının bozulmasına katkıda bulunuyor. mikro ve makro albumin oluşmasına neden olabiliyor; üre ve kreatinin artışıyla böbrek yetersizliği ortaya çıkabiliyor. Aşırı tüketilen tuz, osteoporoz, yani kemik erimesi, mide kanseri ve böbrek hastalıklarına da neden olabiliyor.

Doğal bir mineralolan tuz (Sodyum Klorür – Nacl), canlıların ihtiyacı olan bir madde. Tuzun 1 gramında 400 mg sodyum bulunurken yarısı kemiklerde, yarıya yakını hücre dışı sıvılarda olmak üzere insan vücudunda 80-125 mg arası tuz var.

Türkiye’de günde kişi başı ortalama 15 gr kadar tuz tüketme alışkanlığı var, ki bu çok fazla, bunun büyük kısmını pişirdiğimiz yemeklerin içine atılan tuz oluşturuyor. Sağlık Bakanlığı, ilgili dernekler bu miktarı 5 gr altına düşürmemiz gerektiğini belirtiyorlar.

Yüksek tüketimin sağlığımıza verdiği zararları düşününce neredeyse tuzu sofralarımızda tamamen uzaklaştırmamız gerekiyor ama bu o kadar da kolay değil, çünkü doğumumuzdan itibaren, hatta anne karnında bile fazla tuzla besleniyoruz.

Şimdilerde sodyumu çıkarılmış, yerine başka mineraller eklenmiş bir tuz, Nano Tuz üretildi. Eczanelerde satılan Nano Tuz, tat olarak asıl tuzdan farksız; ileri derecede böbrek yetmezliğiniz yoksa ya da potasyum tutucu (idrar söktürücü Spiranolakton ) kullanmıyorsanız alternatif olabili.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın

avatar
Sıralama:   En yeniler | Eskiler | En popüler
Tuzluk
Ziyaretçi

10 yıldır neredeyse iyotlu tuz kullanıyoruz, normal tuzu asla yemeklere sokmuyorum sodyumu çıkarılmış nano tuz ilgimi çok çekiyor ama eczanelerde de satılması ilginç

günlük ekonomi
Ziyaretçi

nano tuz ile ilgili ben de bir yazı yazdım. çok iyi ürün gerçekten.

wpDiscuz