Son yıllarda bazı araştırmanların çalışmalarına göre böyle bir aşk sırasında birçok kimyasal değişim olduğu ileri sürülüyor. Örneğin dudakların kurumasının beyin tarafından salgılanan Acetilkolin adlı bir maddeden kaynaklandığı söylenebilir.

Böbrek üstü bezlerinden salgılanan adrenalin ise tansiyonu yükseltir. Kalp çarpıntısı yapar, ellerde titreme olabilir. Vücutta mutluluk ve aşk heyecam sonunda üretilen endorfin ise sonsuz bir rahatlama ve kendinden geçme duygusu yaratır. Kişi böyle dönemlerde aşk uğruna ailesini, işini, mesleğini terk edebilir.

Bu bilimsel yaklaşımdan sonra bazı ünlü şairlerimizin aşk ile ilgili mısralanna yer vermek isterim. Çünkü aşkı herhalde en iyi şekilde edebiyatçılar ve şairler anlatabilir. Bu şekilde cinselliğin şiirsel yanına değinmiş oluruz. Cinsellik ve aşk edebiyatımızda da önemli bir yer tutmaktadır.

Ölürüm sevdiğim derdinle vallah” dizesi söyleneli 500 yıl olmuş. Şair Türk edebiyatının geçmişteki önemli kadın şairlerinden Mihri Hatun. 15. yüzyıl sonu 16. yüzyıl başı II. Beyazıt Han döneminde Amasya Sarayı’nda yaşamış.

Cinsellik ve aşk birbirinden ayırt edilemeyen olgulardır. Aşkın yansıtılışında, aşk, Türk edebiyatında önemli bir yer tutar. Leyla ile Mecnun, ? Ferhat ile Şirin, Yusuf ile Züleyha’nın hikayeleri adeta divan edebiyatımızda aşkın simgesi olmuşlardır. Sözlü halk edebiyatının en ünlü aşk öyküsü Kerem ile Aslı’nınkidir.

Mecnun acaba gerçekten Leyla’ya olan aşkından dolayı deliye dönmüş müdür?

Ferhat ise Şirin’e olan aşkından dağlan delmiş midir?

Bu öyküler pek çok yazara konu olmuştur. Bu aşklar edebiyata olduğu kadar Türk minyatürlerine de yansımıştır.

Fuzuli (1480-1556)”]Aşk imiş her ne var alemde, ilim bir kil-ü kal imiş ancak.

Yavuz Sultan Selim Han (1466-1520)”

Şirler pençe-i kahrımdan olurken lerzan

Beni bir gözleri ahuya zebun itdi felek!

Abdülhak Hamid (1852-1937)”]Gel söyleşelim seninle ey yar, Geçmişteki macerayı tekrar!

Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958)”]Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden, Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!

Ve dedemin babası şair Hasan Akif el Mevlevi’nin (vefata 28 Şubat 1883) divanından birkaç mısra ile herkesin kendine göre değerlendirdiği aşkı noktalamak isterim.”]Bu gönül ne gülde ne gülşendedir Sendedir divane gönlüm sendedir.

Ve Hasan Akif’in musammatından da birkaç mısra ; ” Aşk bir ummana bırakdı beni Düzah-i derd ü gama kakdı beni Neyleyem ateşlere yakdı beni.

Akif Poroy’dan aşk adına çok özel yazı dizisi..

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın

avatar
wpDiscuz