GÜLMEK YAŞAMI UZATIR !

Gülümsemek, başta üst dudağı kaldırma işlevi gören büyük elmacık olmak üzere yüzümüzdeki on beş kasın gerilmesiyle üretilen ve hiçbir beceri gerektirmeyen bir harekettir.

Gülümsemenin ilk ve en belirgin etkisi yüzü daha güzel bir görünüme bürünmesidir. Alman Antropolog Hans Hass, gizli kamera aracılığıyla bir dizi film çekmiş, gülümsemenin güzelleştirici etkisi karşısında büyülenmiştir. Hass, The Human Animal (İnsan Denen Hayvan) adlı kitabında, kızgınlığından ötürü yüzünde itici bir görünüm oluşan bir Çinli kadını nasıl görüntülediğini anlatır. On dakika sonra kızgınlığı geçen kadın gülümser ve yüzü klasik bir güzellik yansıtmasa da çekicilik kazanır. Hass, “Gülümsemenin güzelleştiremeyeceği yüz yoktur” diyor.

Politikacıların çok iyi bildiği üzere gülümseme, arkadaş kazanmanın ve insanları etkilemenin de en kolay yollarından biridir. Roosevelt, Kennedy, Eisenhower ve Reagan gibi birçok ABD başkanının saygınlığı, sıcak ve etkileyici gülümsemelerinden kaynaklanmıştır bir ölçüde. (1908’de Teddy Roosevelt ile Beyaz Saray’da bir hafta geçiren bir muhabir, başkanın günde ortalama yüz kez içten kahkahalar attığını belirtmiştir.) Aynı biçimde Margaret Thatcher ve François Mitterrand gibi liderlerin soğuk ve sevecenlikten uzak görünümleri de kişiliklerinden değil, çok seyrek gülümsemelerinden ileri gelmektedir.

MUTLULUK PAYLAŞMAKLA AZALMAZ..

Her gülücük neşemize neşe katarken, diğer insanlara da mutluluk saçar. Gülücüklerle ilettiğimiz birliktelik duygusu neredeyse bulaşıcı bir hastalık gibi yayılarak çevremizde kileri de sarar. Zincirleme bir tepkime doğuran bu iletişime ilişkin olarak şöyle der Buda: “Tek bir mumdan, o mumun yanma süresini azaltmaksızın binlerce mum yakabiliriz. Mutluluk paylaşmakla azalmaz. “

Günümüze kadar birçok gülümseme kampanyası düzenlenmiş, katılanlar gün boyunca gülücükler saçmaya özendirilmiştir. ABD’de Gülümseme Gücü adı altında yürütülen hareket büyük başarılar elde etmiş, Fransa’da Andre Moreau liderliğinde Şenlik adı altında kapsamlı bir kampanya düzenlenmiştir.

Bununla birlikte “Bir Gülücük Paylaşın” politikasını ille de kurumsallaştırmak gerekmez. Gülümsemek her sorumlu vatandaşın yerine getirmesi gereken toplumsal bir yükümlülüktür. Havelock Ellis gibi yetkililer gülümsemeyi, “ruh ferahlığı” sağladığı için “dini bir egzersiz” olarak görüyorlar. Gülümseme Zeri Budistleri’nce de aydınlanmanın temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.

 
Like
Beğen Aşk Haha Wow Üzgün Kızgın
91

avatar
wpDiscuz